Avrupa’nın önde gelen merkez bankaları bu hafta politika faizlerini belirlemek üzere toplanacak. Analistler, Orta Doğu’da devam eden çatışmaların yarattığı ekonomik belirsizlik nedeniyle bankaların kısa vadede faiz oranlarını sabit tutmayı tercih edebileceğini değerlendiriyor.
Avrupa’nın önde gelen merkez bankaları bu hafta gerçekleştirecekleri toplantılarda faiz oranlarına ilişkin yeni kararlarını açıklamaya hazırlanıyor. Analistler, jeopolitik risklerin arttığı mevcut ortamda bankaların temkinli bir yaklaşım benimseyerek politika faizlerini mevcut seviyelerde tutmasının muhtemel olduğunu değerlendiriyor.
Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE), İsviçre Ulusal Bankası (SNB) ve İsveç Riksbank’ın perşembe günü yapılacak toplantılarda para politikası kararlarını açıklaması bekleniyor. Piyasa beklentileri, söz konusu kurumların kısa vadede faiz oranlarında değişikliğe gitmeyeceği yönünde yoğunlaşıyor.
Ekonomistler, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı askeri operasyonun üçüncü haftasına girmesiyle birlikte küresel ekonomide belirsizliğin arttığını ve bu durumun merkez bankalarının politika kararlarını doğrudan etkileyebileceğini ifade ediyor.
Artan jeopolitik riskler özellikle enflasyon ve ekonomik büyüme görünümüne ilişkin tahminlerde yeni değerlendirmelerin yapılmasına neden oluyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve ticaret akışında yaşanabilecek olası aksaklıklar, Avrupa ekonomisi üzerinde baskı oluşturabilecek faktörler arasında gösteriliyor.
Orta doğu gerilimi enflasyon ve büyüme beklentilerini etkiliyor
Ekonomistler, İran ile yaşanan çatışmanın Avrupa ekonomisi üzerinde önemli etkiler yaratabileceğini değerlendiriyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki artışın hem enflasyonu yukarı çekmesi hem de ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturması bekleniyor.
Barclays ekonomistleri tarafından yapılan değerlendirmede, Orta Doğu’daki çatışmanın ekonomik etkilerine ilişkin belirsizliğin devam ettiği ifade edildi. Ancak kısa vadede daha yüksek enflasyon ve daha zayıf ekonomik aktivite ihtimalinin güçlendiği vurgulandı.
Merkez bankalarının karar süreçlerinde Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalma süresinin önemli bir belirleyici olduğu belirtiliyor. Enerji sevkiyatının aksaması halinde Avrupa ekonomisinin daha ciddi bir maliyet baskısıyla karşılaşabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa Merkez Bankası ekonomistlerinin daha önce hazırladığı senaryo analizlerine göre petrol fiyatlarının varil başına 80 dolardan 130 dolara yükselmesi halinde Avrupa’da büyümenin yaklaşık 0,75 puan düşebileceği hesaplanıyor. Aynı senaryoda petrol fiyatlarındaki yükselişin enflasyonu yaklaşık 1 puan artırabileceği tahmin ediliyor.
Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau ise yaptığı açıklamada merkez bankalarının fiyat istikrarını korumaya kararlı olduğunu belirterek piyasalara güven mesajı verdi.
Villeroy de Galhau değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Enflasyonun kontrol dışına çıkmasına izin vermeyeceğiz.”
İngiltere ve İsviçre’de para politikası farklı dinamiklere dayanıyor
İngiltere’de para politikası görünümü de jeopolitik gelişmeler nedeniyle yeniden değerlendiriliyor. Operasyon öncesinde piyasalarda İngiltere Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 3,75’ten yüzde 3,50’ye düşürmesi bekleniyordu.
Ancak enerji fiyatlarındaki artış ve küresel belirsizlikler nedeniyle İngiltere Merkez Bankası Para Politikası Kurulu’nun faiz indirimi kararını erteleyerek mevcut seviyeyi koruyabileceği öngörülüyor.
Capital Economics analisti Paul Dales, çatışmanın ekonomik etkilerine bağlı olarak faiz indirimlerinin gecikebileceğini, hatta bazı senaryolarda faiz artışlarının gündeme gelebileceğini ifade etti.
İsviçre ekonomisinin ise enerji bağımlılığının görece düşük olması nedeniyle süreci diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha sınırlı etkilerle atlatabileceği değerlendiriliyor.
Ülkenin enerji üretiminde hidroelektrik ve nükleer kaynakların önemli bir paya sahip olması, ithal enerjiye olan bağımlılığı azaltan faktörler arasında gösteriliyor.
Ayrıca küresel belirsizlik dönemlerinde yatırımcıların güvenli liman olarak gördüğü İsviçre frangı da güç kazanmaya devam ediyor. ABD’nin ticaret politikaları ve Orta Doğu’daki çatışmaların etkisiyle İsviçre frangının değer kazanırken bazı Avrupa para birimlerinin zayıflama eğilimi gösterdiği ifade ediliyor.
Uzmanlar, bu koşullar altında İsviçre Ulusal Bankası’nın da mevcut para politikası duruşunu koruyarak merkez bankası faiz oranlarında değişikliğe gitmemesinin yüksek ihtimal olduğunu belirtiyor.