908 milyar dolarlık varlık yöneten Apollo Global Management, küresel piyasalarda beklenen çalkantılara karşı pozisyon alarak savunmacı bir strateji benimsiyor. Financial Times’ın haberine göre, şirket son aylarda kaldıraç oranını düşürdü, borç piyasalarının daha riskli alanlarından çekildi ve nakit varlıklarını önemli ölçüde artırdı. Şirketin CEO’su Marc Rowan, bu yaklaşımın potansiyel piyasa türbülanslarında fırsat yaratacağını düşünüyor. Yatırımcılarla yapılan son toplantılarda Rowan, ana hedeflerinin “mümkün olan en güçlü bilançoya sahip olmak” olduğunu vurguladı. Rowan, “Kötü bir şey olduğunda para kazanabilecek konumda olmalıyız” dedi.
CLO riski azaltıldı, tahvillere yönelindi
Apollo’nun bu stratejik hamleleri, özellikle sigorta iştiraki Athene üzerinden uygulandı. Şirket, portföyünün büyük bölümünü daha güvenli ABD Hazine tahvillerine kaydırırken, CLO (teminatlı kredi yükümlülüğü) pozisyonunu da yaklaşık %50 oranında azaltarak 20 milyar dolara düşürdü. Athene’nin portföy yapısındaki bu değişiklik, şirketin genel risk iştahındaki daralmayı açıkça ortaya koyuyor. Kaldıraçlı kredi paketlerinden çıkış süreci sürerken, yazılım kredileri gibi yapay zekâ temelli dönüşümden etkilenebilecek sektörlerdeki maruziyetler de azaltıldı.
Rowan: Faizler düşmeyecek, fiyatlar yüksek, jeopolitik riskler büyüyor
CEO Rowan, kasım ayındaki bilanço görüşmesinde yaptığı açıklamalarda piyasa fiyatlarının halen pahalı olduğunu ve uzun vadeli faizlerde sert düşüş beklenmediğini söyledi. Ayrıca jeopolitik risklerdeki artışa dikkat çeken Rowan, şirketin açık biçimde “risk azaltma modunda” olduğunu ifade etti. Apollo’nun bu yaklaşımı sadece kendisi için değil, aynı zamanda küresel finans sektörü için de belirleyici olabilir. Şirketin yönü, özel sermaye piyasaları ve sigorta-temelli finansal yapıların genel gidişatını etkileyebilecek ölçekte.
New York’tan Cayman Adaları’na: Düzenleyici risklere uyarı
Rowan, özellikle özel sermaye destekli sigorta yapılarının bazı riskleri beraberinde getirdiğini belirtti. Cayman Adaları gibi düşük düzenlemeli bölgelerdeki bazı yapıların önümüzdeki 24 ayda iflas riski taşıdığını ve bu yapıların ABD için sürdürülebilir olmadığını savundu. Bu açıklamalar, son yıllarda ABD dışına taşınan bazı fon ve yapılarla ilgili denetim boşluklarına dikkat çekti. Rowan’a göre, bu yapıların yaratabileceği potansiyel “bulaşma riski”, sistemik bir krizin tetikleyicisi olabilir.
Yapay zekâ etkisi: Bazı sektörlerde risk azaltıldı
Apollo, yapay zekânın sektörel etkileri konusunda da stratejik adımlar atıyor. Şirket, özellikle teknolojik dönüşümden olumsuz etkilenebilecek sektörlerdeki yatırımlarını yeniden yapılandırdı. Bu kapsamda, yazılım sektörüne yönelik kredi pozisyonlarını azalttı. AI tabanlı gelişmelerin sektörler arası dengesizlik yaratabileceğini belirten şirket yöneticileri, teknolojiye uyum sağlayamayan sektörlerin orta vadede finansal kırılganlık yaşayabileceğini öngörüyor. Bu nedenle, portföy çeşitlendirmesi ve teknolojiye duyarlı pozisyon alımı ön planda tutuluyor.
Piyasa liderinden sektör genelinde uyarı
Apollo Global’ın aldığı bu önlemler ve stratejik yönelimler, yalnızca kendi yatırımcıları için değil, tüm özel sermaye ve sigorta piyasaları için dikkatle takip ediliyor. Şirketin adımları, diğer varlık yöneticileri için de örnek teşkil ediyor. Özellikle 2026’ya yaklaşırken finansal piyasaların daha dalgalı bir yapıya bürünmesi bekleniyor. Bu bağlamda, Apollo’nun yüksek likiditeye yönelmesi ve kaldıraçtan uzaklaşması, piyasada “defansif pozisyon alma” eğiliminin arttığını gösteriyor.
Sonuç: Güçlü bilanço, yüksek nakit, düşük risk
Apollo Global, 2025 yılı sonu itibarıyla piyasa koşullarına temkinli yaklaşmayı sürdürüyor. Şirketin attığı adımlar, yüksek faiz ve artan jeopolitik risk ortamında “koruma” stratejisi olarak öne çıkıyor. Marc Rowan liderliğinde şekillenen bu strateji, kurumsal yatırımcılar için risk yönetiminin önemini vurgularken, finansal sistemin olası şoklara karşı hazırlıklı olması gerektiğini de gösteriyor.
Kaynak: Financial Times