Almanya’nın önde gelen sektör örgütlerinden VDMA (Makine ve Tesis Mühendisliği Derneği), ABD tarafından uygulanması planlanan yeni gümrük tarifelerinin, Avrupa’daki makine üreticileri üzerinde ciddi bir ekonomik etki yaratabileceği uyarısında bulundu. Özellikle çelik ve alüminyum içerikli ürünlerde %50’ye varan tarifeler, Alman mühendislik sanayisinin ihracat gelirlerini tehdit ediyor.
VDMA Başkanı Bertram Kawlath, Avrupa Birliği’ne çağrıda bulunarak, ABD’ye karşı ekonomik ve diplomatik anlamda daha sert bir tutum alınması gerektiğini ifade etti. Kawlath’a göre, atılacak geri adımlar yalnızca mevcut tarifelerin artmasına değil, aynı zamanda Avrupa sanayisinin küresel rekabetçiliğinin zayıflamasına neden olabilir.
Tarifeler, orta ölçekli Alman şirketlerini doğrudan etkiliyor
VDMA, Almanya’daki 3.000’den fazla şirketi temsil eden güçlü bir sektörel platform olarak öne çıkıyor. Bu şirketlerin büyük çoğunluğu orta ölçekli işletmelerden oluşuyor ve ABD pazarı, bu firmalar için stratejik ihracat bölgesi konumunda. Söz konusu tarifeler, hem sipariş alımlarını azaltabilir hem de fiyat rekabetini baltalayabilir.
Kawlath yaptığı açıklamada, “Avrupa makine ve tesis mühendisliği endüstrisi, çok sayıda ürünün çelik ve alüminyum üzerinden %50 özel tarifelere tabi olması nedeniyle ABD cezai tarifelerinden orantısız şekilde etkileniyor,” ifadelerini kullandı.
AB’ye çağrı: Ekonomik ve güvenlik entegrasyonu derinleştirilmeli
VDMA, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik anlamda da Avrupa’nın bir bütün olarak hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. ABD’nin Grönland politikası üzerinden başlattığı ekonomik baskının, NATO içinde zaten kırılgan olan dengeleri daha da zayıflatabileceği değerlendiriliyor.
Kawlath, AB’nin ABD karşısında daha sağlam durması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeyi kullandı: “AB burada geri adım atarsa, bu durum yalnızca ABD başkanını bir sonraki gülünç talebi yapmaya ve daha fazla tarife tehdidinde bulunmaya teşvik edecektir.”
Tarifelerin ekonomik etkisi: Yatırımlar ve istihdam risk altında
Alman makine endüstrisi, 2025 yılında 210 milyar eurodan fazla ihracat geliri elde etti. Bu gelirin yaklaşık %17’si ABD pazarından geliyor. Dolayısıyla, yapılacak her ticari sınırlama, yalnızca üretim değil, aynı zamanda istihdam ve Ar-Ge yatırımları üzerinde de baskı yaratabilir.
Uzmanlara göre, %50’ye kadar çıkabilecek gümrük tarifeleri, Avrupa ürünlerinin ABD pazarındaki rekabet gücünü dramatik şekilde düşürecek. Bu durum, özellikle enerji sistemleri, otomasyon, motor üretimi ve endüstriyel robotik alanındaki Alman firmaları doğrudan etkileyecek.
Almanya’nın politik hamleleri kritik öneme sahip
Alman hükümetinin bu süreçte alacağı tutum da belirleyici olacak. Şansölye Olaf Scholz’un başkanlığındaki hükümet, AB düzeyinde ortak hareket edilmesini savunurken, Alman Sanayi ve Ticaret Odası (DIHK) da sektörel temsiliyetin genişletilmesini talep ediyor. Öte yandan, bazı Alman milletvekilleri, ABD ile ilişkilerin ticaret bazlı değil, stratejik zeminde yeniden tanımlanması gerektiğini savunuyor.
Uzmanlar, Almanya’nın Avrupa’nın lokomotifi olması nedeniyle alınacak kararların tüm AB için etkili olacağını belirtiyor. Bu nedenle Berlin’in Brüksel üzerinde kuracağı baskı ve önerileri, AB’nin ticaret politikalarının yönünü tayin edebilir.
Finansal piyasalar ve yatırımcılar süreci yakından izliyor
Yeni tarifeler yalnızca sanayi üreticilerini değil, aynı zamanda finansal piyasaları da etkileyebilir. Frankfurt Borsası’nda işlem gören sanayi şirketlerinin hisselerinde şimdiden düşüşler yaşanmaya başladı. Özellikle Siemens, Bosch Rexroth, KUKA ve Heidelberger Druck gibi firmaların ABD ile bağlantılı projelerinde belirsizlik artmış durumda.
Yatırımcılar, VDMA’nın uyarılarını ciddiyetle değerlendiriyor. Önümüzdeki günlerde alınacak siyasi kararlar, borsa endeksleri ve döviz kurlarında dalgalanmalara neden olabilir.
Sonuç: AB’nin tepki vermemesi yeni krizleri tetikleyebilir
VDMA’nın açıklamaları, Avrupa ile ABD arasında artan ekonomik gerilimin yeni bir boyut kazandığını gösteriyor. Grönland üzerinden gelişen bu kriz, transatlantik ticaret ilişkileri için önemli bir stres testi niteliğinde. Alman makine sektörünün bu süreçten ciddi zarar görme ihtimali, yalnızca Almanya’yı değil, tüm AB sanayisini ilgilendiriyor.
AB Komisyonu’nun bu tarifelere karşı nasıl bir yanıt vereceği, hem ticaret politikalarının geleceği hem de Avrupa’nın küresel rekabetçiliği açısından belirleyici olacak.