Ukrayna ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında uzun süredir yürütülen güvenlik iş birliği görüşmelerinde kritik bir aşamaya gelindi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, ABD’nin Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantileri içeren belgesinin tamamlandığını ve imzaya hazır olduğunu açıkladı. Bu belge, iki ülke arasındaki stratejik ortaklık açısından yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.
Güvenlik belgesi hazır: Sırada tarih ve yer belirlemesi var
Zelenskiy, yaptığı açıklamada, “Bizim için güvenlik garantileri her şeyden önce ABD’den gelecek güvenlik garantileridir. Belge yüzde 100 hazır ve ortaklarımızın imza için tarih ve yeri teyit etmesini bekliyoruz,” ifadelerini kullandı. Söz konusu belgenin yürürlüğe girmesi için hem ABD Kongresi’nin hem de Ukrayna parlamentosunun onay sürecinden geçmesi gerekiyor. Bu durum, belgenin yalnızca siyasi bir beyan değil, aynı zamanda hukuki bir yükümlülük taşıdığını da gösteriyor.
Zelenskiy’nin açıklamalarına göre, belgenin içeriğinde yer alan 20 maddelik plan, ABD ile Ukrayna arasındaki güvenlik iş birliğinin kapsamını belirliyor. Bu plan, savunma sanayi iş birliklerinden, istihbarat paylaşımına; askeri eğitim programlarından, siber güvenlik alanında ortak çalışmalara kadar pek çok başlığı kapsıyor.
Abu Dabi görüşmeleri ve ABD’nin 20 maddelik planı
Geçtiğimiz hafta sonu Abu Dabi’de gerçekleştirilen görüşmelerde, Rusya ile sınırlı da olsa diplomatik temas kurulduğu belirtildi. Zelenskiy, bu görüşmelerde “sorunlu birçok konu vardı, ancak şimdi daha az” diyerek önemli bazı başlıklarda ilerleme sağlandığına işaret etti. Görüşmeler, Ukrayna’nın savaş sonrası uluslararası güvenlik mimarisi içerisindeki yerinin yeniden şekillendirilmesi açısından da kritik önem taşıyor.
Özellikle 2022’de başlayan savaş süreci boyunca Ukrayna’nın Batılı ülkelerle olan ilişkileri hızla gelişti. ABD’nin bu süreçte Ukrayna’ya sağladığı askeri ve mali yardımların toplamı 75 milyar doları aşmış durumda. Bu bağlamda, imzalanacak güvenlik garantileri belgesi, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği desteği kurumsallaştırma çabası olarak yorumlanıyor.
ABD’nin teklif ettiği 20 maddelik planın detayları kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da, diplomatik kaynaklar bu planın şunları içerdiğini belirtiyor:
- Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin NATO standartlarına entegrasyonu,
- Yüksek teknolojili savunma sistemlerinin temini ve ortak üretimi,
- ABD-Ukrayna ortak askeri tatbikatlarının artırılması,
- Siber savunma altyapısının güçlendirilmesi,
- Kritik altyapıların korunması için erken uyarı sistemlerinin kurulması.
Bunların yanı sıra, taraflar arasında istihbarat paylaşımı, enerji güvenliği, ekonomik kalkınma iş birlikleri ve Ukrayna’nın yeniden inşası gibi konular da masada. ABD, savaş sonrası Ukrayna’nın yeniden yapılandırılmasında önemli rol oynamayı hedefliyor.
Ekonomik iş birlikleri ve finansal destek mekanizmaları
ABD ile Ukrayna arasında imzalanacak güvenlik anlaşmasının sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik boyutları da bulunuyor. ABD’nin, Ukrayna’ya yönelik 2026 yılı itibarıyla 15 milyar dolarlık yeni bir ekonomik yardım paketi hazırlığında olduğu konuşuluyor. Bu yardım paketinin, enerji altyapısı, tarım sektörü, ulaşım ağı ve dijital dönüşüm gibi alanlarda kullanılacağı öngörülüyor.
Uzmanlara göre, Ukrayna ile yapılacak uzun vadeli güvenlik anlaşması, bölgede hem siyasi hem de ekonomik istikrarın tesisi açısından stratejik bir hamle olacak. Bu anlaşma sayesinde Ukrayna, yatırımcı güvenini yeniden kazanabilir ve dış borçlanma maliyetlerini düşürebilir. Öte yandan, ABD’nin bu anlaşma ile Çin ve Rusya’nın bölgedeki etkisini sınırlandırmayı da amaçladığı ileri sürülüyor.
Ekonomik anlamda, ABD menşeli bazı şirketlerin de Ukrayna’da doğrudan yatırımlar yapmaya hazırlandığı biliniyor. Özellikle savunma sanayii, yenilenebilir enerji ve bilişim sektörlerinde faaliyet gösteren Amerikan firmaları, Ukrayna pazarına girmek için siyasi istikrarın sağlanmasını bekliyor.
Piyasalarda güvenlik belgesi beklentisi
Zelenskiy’nin açıklamaları, küresel borsa ve emtia piyasalarında da yankı buldu. Özellikle Avrupa’daki yatırımcılar, Ukrayna’daki güvenlik ortamının güçlenmesinin doğrudan bölgesel risk primlerini azaltacağını düşünüyor. Bu durum, Avrupa piyasalarında risk iştahının artmasına neden olabilir.
Analistler, bu gelişmelerin Doğu Avrupa’daki tahvil piyasalarını da olumlu etkileyebileceğini ifade ediyor. Ukrayna’nın risk priminin düşmesi, ülkenin tahvil faiz oranlarında gerilemeye ve potansiyel olarak uluslararası finansmana erişimin kolaylaşmasına yol açabilir.
Benzer şekilde, enerji fiyatları üzerindeki jeopolitik baskının azalması, özellikle petrol ve doğalgaz kontratlarında kısa vadeli bir düşüşe neden olabilir. Bu da Avrupa ekonomileri için olumlu bir sinyal olarak algılanacaktır.
Sonuç: Yeni bir güvenlik mimarisi şekilleniyor
Ukrayna ile ABD arasında imzalanması beklenen güvenlik garantileri belgesi, yalnızca ikili ilişkileri değil, aynı zamanda Avrupa’nın güvenlik yapısını da etkileyebilecek stratejik bir belge olarak öne çıkıyor. Zelenskiy’nin belirttiği gibi, bu belge sadece bir siyasi beyan değil, iki tarafın da karşılıklı taahhütlerini içeren bir güvenlik mutabakatı olacak.
Görüşmelerin ilerlemesi ve belgenin imzalanması, yalnızca savaşın etkilerini sınırlamakla kalmayacak, aynı zamanda Ukrayna’nın ekonomik kalkınmasını ve bölgesel entegrasyonunu da hızlandırabilecek bir adım olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki günlerde belirlenecek imza tarihi ve yerinin ardından, sürecin siyasi ve ekonomik yansımaları daha net anlaşılacak. ABD Kongresi ve Ukrayna Parlamentosu’nun onay süreçleri tamamlandığında, iki ülke arasında yeni bir dönemin resmen başlaması bekleniyor.