ABD Temsilciler Meclisi üyeleri, Kanada’ya uygulanan gümrük tarifelerine karşı çıkmak üzere bu hafta içerisinde oylama yapabilir. İlk etapta gündeme gelmesi beklenen yasa tasarısı, Trump yönetiminin ekonomik milliyetçilik çerçevesinde uygulamaya koyduğu gümrük vergilerinin bir bölümünü geçersiz kılmayı amaçlıyor. Bu hamle, aynı zamanda Kongre’nin Başkanlık makamının ticaret politikası üzerindeki etkisine sınırlama getirme arayışının da bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Başkan Trump, ikinci dönemine başladığı 2025 yılı başından bu yana özellikle Kuzey Amerika ve Asya ülkelerine yönelik ticari kısıtlamaları artırarak, Amerikan endüstrisini korumaya dönük daha agresif bir tarife politikası izlemeye başlamıştı. Ancak bu yaklaşım, hem iç siyasette hem de uluslararası ticaret çevrelerinde yoğun tartışmalara neden olmuştu.
Mike Johnson’ın müdahalesi başarısız oldu
Meclis Başkanı Mike Johnson, Trump’ın tarifelerini korumak amacıyla yasama sürecine aylar boyunca müdahale etti. Johnson, Meclis’in Başkan’ın geniş kapsamlı tarife yetkisini sınırlamasını engellemek için çeşitli prosedür kuralları ile süreci bloke etti. Son olarak salı günü yaptığı girişimle bu yasağı temmuz sonuna kadar uzatmayı hedefleyen bir öneri sundu. Ancak öneri, sadece Demokratlar tarafından değil, aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti’den de bazı isimler tarafından reddedildi.
Öneriye karşı oy kullanan isimler arasında Thomas Massie, Kevin Kiley ve görevi bırakmaya hazırlanan Don Bacon dikkat çekti. Bu gelişme, partiler arası dengelerde oluşan kırılmanın bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Uzmanlara göre, Trump’ın ticaret politikaları, Cumhuriyetçi Parti içinde de farklı bakış açılarına neden oluyor.
Yargı süreci beklenmeden yasama adımı atılabilir
Mike Johnson, son günlerde Cumhuriyetçi vekillere Yüksek Mahkeme‘nin, Başkan’ın “acil durum yasası” çerçevesinde küresel tarifeler uygulama yetkisini aşıp aşmadığına dair vereceği kararı beklemeden oylama yapılmaması gerektiğini savunuyordu. Ancak bu çağrı, özellikle Trump’ın tarifelerinden doğrudan etkilenen sanayi ve ticaret bölgelerinden gelen baskılar nedeniyle yeterli destek bulamadı.
ABD Anayasası’na göre ticaret yetkisi Kongre’ye ait olsa da, başkanlar yıllardır çeşitli olağanüstü yetkiler üzerinden bu alandaki karar alma süreçlerini yönlendirebiliyor. Bu durum, hem yasama-yürütme dengesinde hem de piyasaların öngörülebilirliği açısından zaman zaman gerilim yaratıyor.
Tarifelerin etkileri: Enflasyon ve dış ticaret dengesi
Trump’ın uygulamaya koyduğu tarifeler, kısa vadede bazı sektörleri koruma amacı taşısa da uzun vadeli ekonomik etkileri tartışmalı olmaya devam ediyor. Kanada gibi önemli ticaret ortaklarına yönelik uygulanan tarifelerin, tüketici fiyatlarına etkisi, enflasyonist baskıların artmasına neden olmuştu. Ayrıca, bu tür önlemler karşılıklı misilleme tarifelerini tetikleyerek ihracatçı sektörleri de zor durumda bırakabiliyor.
ABD Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, 2025 yılı sonunda uygulanan tarifeler neticesinde bazı ithal mallarda fiyat artışı yüzde 18’i aşarken, otomotiv ve metal sanayii gibi sektörlerde üretim maliyetleri de gözle görülür şekilde artış gösterdi.
Öte yandan, Kanada Hükümeti’nin de misilleme olarak bazı Amerikan tarım ve tüketim ürünlerine vergi uygulamaya başlaması, çiftçiler başta olmak üzere birçok Amerikan üreticisinin gelirlerinde daralmaya yol açtı. Bu durum, özellikle Trump’ı destekleyen kırsal eyaletlerdeki politik atmosferi etkileyebilecek potansiyele sahip.
İç siyaset ve seçim denkleminde tarifelerin yeri
Tarife politikalarının iç siyasetteki etkisi oldukça belirgin. Trump’ın dış ticaret yaklaşımı, sanayi bölgelerinde destek görürken, uluslararası ticarete bağımlı ekonomilere sahip eyaletlerde tepkiyle karşılanıyor. Bu nedenle tarifelere ilişkin her karar, 2026 ara seçimleri öncesinde doğrudan siyasi sonuçlar doğurma potansiyeline sahip.
Özellikle Demokrat Parti, Trump’ın politikalarını popülist ve kısa vadeli çıkarlar üzerine kurulu olmakla eleştirirken, bazı Cumhuriyetçiler de bu politikaların “serbest piyasa ilkeleriyle çeliştiğini” savunuyor. Bu çok yönlü baskı ortamı, Temsilciler Meclisi’nde yapılacak oylamaların sonucunu oldukça belirsiz hale getiriyor.
Finansal piyasalar gelişmeleri yakından izliyor
Tarife politikalarına ilişkin her yeni gelişme, finansal piyasalarda da etkisini gösteriyor. Özellikle uluslararası ticaret yapan firmaların hisselerinde dalgalanmalar gözlenirken, ABD dolarının ticaret ağırlıklı değeri de bu tür gelişmelere duyarlılık gösteriyor.
Örneğin, geçtiğimiz hafta Trump’ın tarife politikasına ilişkin yaptığı açıklamalar sonrasında Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,7 oranında düşüş gösterdi. Aynı gün ABD 10 yıllık tahvil faizleri ise ticaret savaşlarının yeniden gündeme gelebileceği endişesiyle 8 baz puan geriledi.
Gelecek adımlar: Yasa süreci ve siyasi hesaplaşmalar
Önümüzdeki günlerde yapılacak oylama, sadece Kanada’ya yönelik tarifeleri değil, aynı zamanda Başkan’ın genel tarife yetkisini sınırlandırabilecek düzenlemeleri de kapsayabilir. Bu tür bir yasa teklifinin Senato’dan geçip geçmeyeceği, sürecin başarısında belirleyici olacak. Ancak Temsilciler Meclisi’nden çıkacak olası bir “ret” kararı bile, Trump’ın ekonomi politikası üzerinde önemli bir siyasi baskı oluşturabilir.
Uzmanlara göre, Kongre’nin Trump’ın geniş yetkilerine müdahale etmesi, gelecek başkanlık dönemleri için de bir içtihat oluşturabilir. Özellikle yürütmenin ekonomi üzerindeki olağanüstü yetkilerinin sınırlandırılması, ABD’deki demokratik denge açısından da önemli bir tartışma alanı yaratıyor.
Sonuç: Tarifeler üzerinden yürütme ve yasama dengesi yeniden şekilleniyor
Trump’ın ticaret politikaları, ABD’nin ekonomik, siyasi ve kurumsal yapısında yeni bir güç mücadelesi başlattı. Temsilciler Meclisi’nde yapılması beklenen oylama, bu mücadelenin önemli bir aşamasını oluşturacak. Sürecin sonucuna göre, yalnızca Trump’ın tarifeleri değil, aynı zamanda Başkanlık yetkilerinin geleceği de yeniden tartışmaya açılabilir.
Piyasa aktörleri, iş dünyası temsilcileri ve siyasetçiler, bu gelişmeleri yakından izliyor. Gümrük vergilerinin yeniden yapılandırılması ve başkanlık yetkilerinin sınırlandırılması konularında atılacak adımlar, önümüzdeki yıllarda ABD’nin ticaret politikalarının ve kurumsal işleyişinin temel belirleyicilerinden biri olacak.