Başkan Trump’ın yayınlayacağı kararname ile Savunma Bakanlığı (Pentagon)’a, kömürle çalışan santrallerden elektrik satın alarak bu tesislerin sürdürülebilirliğini destekleme talimatı verilecek. Bu yaklaşım, ABD’de daha önce tartışmalı biçimde gündeme gelen enerji sektörüne doğrudan askeri kaynak tahsisi yönteminin yeniden canlandırılması anlamına geliyor.
Beyaz Saray yetkilileri, bu uygulamanın ulusal güvenlik gerekçesiyle savunma bütçesinden finanse edilebileceğini savunurken, çevre politikaları açısından önemli geri adımlar içerdiği yönünde eleştiriler bulunuyor.
Kömür santrallerine 175 milyon dolarlık modernizasyon desteği
Trump yönetiminin sadece enerji satın alımıyla yetinmeyeceği, aynı zamanda Kentucky, Kuzey Carolina, Ohio, Virginia ve Batı Virginia eyaletlerinde bulunan altı kömür santralinin modernizasyonu için Enerji Bakanlığı aracılığıyla 175 milyon dolarlık bir destek paketi açıklayacağı bildirildi.
Bu finansman, santrallerin altyapı güçlendirmeleri, emisyon kontrol sistemlerinin geliştirilmesi ve acil durumlara karşı dayanıklılığın artırılması gibi başlıkları kapsayacak. Ancak yenilenebilir enerji kaynaklarının teşviki yerine kömür sektörüne yapılan bu yönelim, enerji politikalarında radikal bir kırılma olarak değerlendiriliyor.
Beyaz Saray’da kömür sektörü ile tematik etkinlik düzenlenecek
Beyaz Saray’ın, söz konusu kararname ve teşvik planlarını kamuoyuna duyurmak için özel bir etkinlik düzenleyeceği açıklandı. Etkinliğe kömür sektörü yöneticileri, madenci sendikaları temsilcileri ve ABD enerji endüstrisi liderleri katılacak.
Bu etkinlik kapsamında Başkan Trump’ın sektöre yönelik konuşma yapması bekleniyor. Başkanın açıklamalarında, kömürün Amerikan enerji sistemindeki stratejik konumuna ve iş gücü piyasasına katkısına vurgu yapması öngörülüyor.
Kömür destek hamlesinin arkasındaki politik ve ekonomik dinamikler
Trump yönetimi, 2026 seçimlerine yaklaşılırken özellikle Appalachia bölgesi ve enerji işçisi seçmenlerin yoğun olduğu eyaletlerde desteğini koruma amacını güdüyor. Kömür santrallerine sağlanacak mali ve sözleşmesel desteklerin bu kitlelere yönelik politik mesajlar taşıdığı değerlendiriliyor.
Ekonomik açıdan ise bu hamle, yerli üretim kaynaklarına dayalı enerji arzını artırmayı ve enerji ithalatını azaltmayı hedefliyor. Bununla birlikte, son yıllarda doğal gaz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının maliyet avantajı nedeniyle birçok kömür santrali faaliyetlerini askıya almış veya kapatmış durumda.
Uzmanlar uyarıyor: Piyasa verimliliği bozulabilir
Enerji ekonomistleri, kömür sektörünün bu şekilde doğrudan devlet teşvikiyle desteklenmesinin, piyasa rekabetini zedeleyebileceği ve daha temiz enerji teknolojilerinin gelişimini yavaşlatabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.
ABD Enerji Bilgi Dairesi (EIA) verilerine göre, 2025 yılında ABD’deki elektrik üretiminin yalnızca yüzde 18’lik kısmı kömür kaynaklı oldu. Buna karşılık güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam payı yüzde 23’e ulaştı.
Çevre örgütlerinden sert tepki: “Geriye dönüş politikası”
Kararnamenin sızmasının ardından bazı çevreci gruplar ve iklim politikası savunucuları, bu adımı “geri dönüş politikası” olarak tanımlayarak eleştirdi. Natural Resources Defense Council gibi kuruluşlar, kömürün uzun vadede sürdürülebilir olmayan bir enerji kaynağı olduğunu ve kamu fonlarının temiz enerjiye yönlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Ayrıca kararın, ABD’nin Paris İklim Anlaşması’na yönelik yükümlülüklerinden ve 2050 net sıfır emisyon hedefinden uzaklaştığına dair bir sinyal verdiği değerlendiriliyor.
Trump yönetiminin enerji politikaları genel görünüm
Trump, başkanlığı süresince fosil yakıt sektörüne verdiği desteklerle biliniyor. İlk döneminde kömür üretimini teşvik etmek için Çevre Koruma Ajansı (EPA) düzenlemelerinde gevşemelere gitmişti. 2025’te yeniden başkan seçilmesinin ardından benzer bir çizgiye geri dönüldüğü görülüyor.
Biden yönetiminin yürürlüğe koyduğu Temiz Enerji Yasası ve yeşil yatırım paketleri, Trump döneminde yeniden gözden geçirilmeye başlanmış durumda. Trump’ın kampanyasında da “Enerji Bağımsızlığı Yeniden” sloganı önemli yer tutuyor.
Kömür sektörü açısından stratejik bir kazanım
Kömür üreticileri ve ilgili sektör temsilcileri için bu karar önemli bir stratejik kazanım olarak yorumlanıyor. Savunma bütçesinden sağlanacak alım garantileri, birçok santralin yeniden faaliyete geçmesini veya kapatılmaktan kurtulmasını sağlayabilir.
Ayrıca altyapı modernizasyonu için ayrılan 175 milyon dolarlık fon, istihdam yaratımı açısından da pozitif bir etki oluşturabilir. Ancak bu desteklerin ne kadarının uzun vadeli ekonomik değer üreteceği, enerji piyasalarındaki gelişmelere bağlı olarak şekillenecek.
Küresel enerji piyasaları ve karbon fiyatlaması etkilenebilir
ABD’nin kömüre yönelik politikalarında bu denli radikal değişiklikler yapması, küresel enerji piyasalarında da bazı zincirleme etkiler yaratabilir. Karbon fiyatları ve karbon vergisi sistemleri üzerine etkileri, özellikle Avrupa ülkeleri tarafından dikkatle izleniyor.
ABD’nin küresel karbon salımındaki payı yaklaşık yüzde 14 seviyesindeyken, kömür kullanımının artması bu oranı yukarı çekebilir. Ayrıca uluslararası enerji yatırımcıları, ABD enerji sektöründe oluşacak yön değişimini dikkate alarak portföylerini yeniden değerlendirebilir.
Sonuç: Ekonomik teşvik mi, çevresel geri adım mı?
Trump’ın kömür santrallerini destekleme girişimi, ekonomik canlanma ve enerji güvenliği hedefleriyle gerekçelendirilse de, çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli soru işaretleri barındırıyor. Savunma bütçesi üzerinden enerji politikası yürütülmesi, ABD tarihinde nadiren başvurulan yöntemlerden biri.
Önümüzdeki günlerde yayınlanması beklenen başkanlık kararnamesinin tam içeriği ve uygulanma biçimi, yalnızca ABD iç politikası değil, aynı zamanda küresel enerji stratejileri açısından da belirleyici olabilir. ABD yönetiminin hangi santrallerle, ne tür sözleşmeler imzalayacağı ve bu uygulamanın mali yükünün nasıl karşılanacağı merakla bekleniyor.