ABD’nin eski Başkanı Donald Trump, TruthSocial üzerinden yaptığı açıklamada, İran‘a karşı büyük bir donanma gücünün bölgeye sevk edildiğini duyurdu. Trump, İran’ı nükleer silah üretimini dışarıda bırakacak adil bir anlaşma için masaya oturmaya çağırdı.
Trump, sevkiyatın büyük uçak gemisi USS Abraham Lincoln liderliğinde gerçekleştiğini ve bu gücün Venezuela’ya gönderilenden daha kapsamlı olduğunu belirtti. Donanmanın “güç, heves ve amaçla hızla hareket ettiğini” söyleyen Trump, gerektiğinde “hız ve şiddetle görevini yerine getirmeye hazır, istekli ve yetenekli” olduğunu ifade etti.
“Zaman tükeniyor, müzakereler hemen başlamalı”
Trump yaptığı açıklamada, “Umarım İran hızla ‘masaya gelir’ ve adil ve hakkaniyetli bir anlaşma müzakere eder. NÜKLEER SİLAH YOK. Tüm taraflar için iyi olan bir anlaşma. Zaman tükeniyor, gerçekten çok önemli” sözleriyle diplomatik bir anlaşmanın aciliyetine dikkat çekti.
Trump ayrıca geçmişte İran’a defalarca “anlaşma yapın” çağrısında bulunduğunu ve bu çağrıların cevapsız kalmasının ağır sonuçları olduğunu söyledi. “Yapmadılar ve ‘Gece Yarısı Çekiç Operasyonu’ oldu, İran’ın büyük bir yıkımı. Bir sonraki saldırı çok daha kötü olacak. Bunun tekrar olmasına izin vermeyin” ifadeleriyle sert bir uyarıda bulundu.
Trump’ın açıklamaları Orta Doğu’da tansiyonu yeniden artırdı
Trump’ın bu açıklamaları, özellikle 2020 yılında ABD-İran arasında yaşanan yüksek tansiyonun ardından gelen en ciddi tehditlerden biri olarak yorumlandı. İran ise henüz resmi bir karşılık vermedi. Uzmanlar, bu tür askeri sevkiyatların petrol fiyatları ve bölgesel istikrar üzerinde etkili olabileceğini belirtiyor.
Bölgedeki olası bir gerilim artışı, küresel enerji piyasaları üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol trafiği, dünya arzının önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu nedenle, ABD’nin askeri hareketliliği yatırımcılar ve uluslararası finans piyasaları tarafından yakından takip ediliyor.
ABD’nin dış politikası ve Orta Doğu stratejisi, başkanlık seçimlerine giden süreçte yeniden şekillenebilir. Trump’ın bu açıklamalarla hem iç politikaya hem de uluslararası kamuoyuna güçlü bir mesaj vermeyi hedeflediği düşünülüyor.