Küresel enerji piyasalarında petrol fiyatları, Asya seansında görülen sınırlı geri çekilmenin ardından yönünü yeniden yukarı çevirdi. Jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi ve arz tarafına ilişkin veriler, fiyatlamalar üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Özellikle ABD ile İran arasında artan gerilim ve olası askeri senaryolara ilişkin değerlendirmeler, piyasalarda risk priminin yükselmesine neden oldu. Dün yüzde 4’ü aşan sert yükseliş kaydeden petrol fiyatları, bu sabah işlemlerinde de sınırlı artış gösterdi.
Brent petrolün varil fiyatı yüzde 0,27 yükselerek 70,54 dolar seviyesine çıkarken, Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı da yüzde 0,32 artışla 65,40 dolar seviyesine ulaştı. Fiyatlardaki yukarı yönlü hareket, jeopolitik risk algısının yanı sıra stok verilerindeki gelişmelerle de desteklendi.
İran gerilimi ve hürmüz boğazı endişesi
ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırı düzenleme ihtimalinin gündemde kalması, enerji piyasalarında tedirginliği artırdı. Tahran yönetiminin de olası bir askeri adıma karşı hazırlıklarını sürdürmesi ve Körfez bölgesinde, küresel petrol ticareti açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı çevresinde tatbikatlara devam etmesi, yatırımcıların risk algısını yukarı çekti.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin taşındığı stratejik bir geçiş noktası olarak öne çıkıyor. Bu bölgede yaşanabilecek herhangi bir aksama, küresel arz zincirinde ciddi kırılmalara yol açabileceği için fiyatlar üzerinde hızlı ve sert hareketler yaratabiliyor.
Nissan Securities Investment Baş Stratejisti Hiroyuki Kikukawa, ABD Başkanı Donald Trump’ın petrol fiyatlarında keskin bir artış istemediğini belirtti. Kikukawa, Washington ile Tahran arasındaki gerilimin yüksek seyrettiğini ancak piyasalardaki genel beklentinin kapsamlı bir silahlı çatışmanın düşük ihtimal olduğu yönünde olduğunu ifade etti. Kikukawa, olası bir askeri adımın kısa süreli hava saldırılarıyla sınırlı kalabileceğini dile getirdi.
Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise Cenevre’de bu hafta gerçekleştirilen İran görüşmelerinde sınırlı ilerleme sağlandığı, ancak bazı başlıklarda görüş ayrılıklarının sürdüğü bildirildi. Tahran’ın birkaç hafta içinde daha ayrıntılı bir öneri sunmasının beklendiği kaydedildi.
Öte yandan İran’ın, ABD Federal Havacılık İdaresi’nin internet sitesinde yayımlanan bilgiye göre ülkenin güneyinde belirli saatler arasında roket fırlatmaları planladığına dair havacılara bildirim (NOTAM) yayımlaması, bölgedeki tansiyonu artıran bir diğer gelişme olarak öne çıktı.
ABD’nin İran yakınlarına savaş gemileri konuşlandırdığı yönündeki haberler de dikkat çekerken, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’un diplomatik süreci sürdürüp sürdürmemeyi ya da “başka bir seçeneğe” yönelmeyi değerlendirdiğini açıkladı. Ayrıca uydu görüntülerinin, İran’ın hassas bir askeri tesiste yeni bir yapının üzerine beton koruma kalkanı inşa ettiğini ve üzerini toprakla kapattığını gösterdiği aktarıldı.
Stok verileri ve arz görünümü fiyatları destekliyor
Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra arz tarafına ilişkin veriler de fiyatlamalar üzerinde etkili oldu. Amerikan Petrol Enstitüsü (API), ABD’de ham petrol, benzin ve distilat stoklarının geçen hafta gerilediğini bildirdi.
Piyasa beklentisi, 13 Şubat ile biten haftada ham petrol stoklarının 2,1 milyon varil artacağı yönündeydi. Ancak açıklanan veriler, arz tarafında sıkılaşma sinyali verdi. Stoklardaki düşüş, talep görünümünün görece güçlü kaldığına işaret ederken, bu durum brent petrol fiyatlarının 70 dolar seviyesinin üzerinde tutunmasına katkı sağladı.
Küresel enerji piyasasında fiyat oluşumu, yalnızca arz-talep dengesiyle sınırlı kalmıyor. Jeopolitik risk primi, dolar endeksindeki hareketler ve küresel büyüme beklentileri de fiyatların yönünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Özellikle Orta Doğu kaynaklı risklerin arttığı dönemlerde yatırımcılar vadeli kontratlarda uzun pozisyonlarını artırma eğilimi gösterebiliyor.
Uzmanlar, kısa vadede fiyat oynaklığının yüksek kalabileceğine işaret ediyor. Olası diplomatik ilerleme sinyalleri fiyatlarda geri çekilmeye yol açabilecekken, askeri tansiyonun artması durumunda enerji piyasası üzerinde yukarı yönlü baskının güçlenebileceği belirtiliyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş, küresel enflasyon görünümü açısından da yakından izleniyor. Enerji maliyetlerindeki artış, başta ulaştırma ve sanayi olmak üzere birçok sektörde üretim maliyetlerini etkileyebiliyor. Bu durum, merkez bankalarının para politikası kararlarında enerji fiyatlarını önemli bir değişken olarak değerlendirmesine yol açıyor.
Son dönemde 70 dolar eşiğinin etrafında dalgalanan Brent petrol, jeopolitik risklerin tırmanması halinde daha yüksek seviyeleri test edebilir. Ancak diplomatik kanalların açık kalması ve arz kesintisi yaşanmaması durumunda fiyatların dengelenmesi bekleniyor.
Piyasalarda gözler, ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin (EIA) açıklayacağı resmi stok verileri ile Orta Doğu’dan gelecek yeni açıklamalara çevrilmiş durumda. Küresel ölçekte arz güvenliği ve jeopolitik riskler, önümüzdeki günlerde petrol fiyatları üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.