Japonya’nın eski üst düzey ekonomi yetkililerinden Takehiko Nakao, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) para politikasında geç kaldığını söyledi. Nakao’ya göre kademeli faiz artışları enflasyonu kontrol altına alabilir ve yen üzerindeki baskıyı azaltabilir.
Faiz artışları enflasyon ve yen için kritik görülüyor
Japonya’nın Uluslararası İşlerden Sorumlu eski Maliye Bakan Yardımcısı Takehiko Nakao, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) para politikası adımlarında “eğrinin gerisinde kaldığını” belirterek daha yüksek faiz oranlarının hem enflasyonla mücadeleye hem de finansal istikrara katkı sağlayabileceğini ifade etti. Bloomberg’e konuşan Nakao, “Düzenli ve kademeli faiz artışları enflasyona yanıt verebilir, aşırı yen değer kaybını sınırlayabilir ve uzun vadeli tahvil getirilerini istikrara kavuşturabilir” dedi. Bu değerlendirme, BOJ’un uzun yıllar sürdürdüğü ultra gevşek para politikası sonrası normalleşme sürecine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Aralık ayında BOJ, kısa vadeli politika faizini 30 yılın en yüksek seviyesine çıkararak ABD ile arasındaki faiz farkını bir miktar daraltmıştı. Ancak bu adıma rağmen yen zayıf seyrini sürdürdü. Ocak ayında dolar/yen kuru 159 seviyesine kadar yükselirken, sonrasında 152 seviyesine doğru toparlandı. Kurda yaşanan bu oynaklık, para politikasının etkinliği konusunda soru işaretlerine yol açtı. Nakao, Japonya Merkez Bankası’nın yasal görev tanımında döviz kurunun açıkça yer almadığını ancak para birimi istikrarının fiilen merkez bankasının sorumluluk alanında değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Aşırı değer kaybının ithalat maliyetlerini artırarak enflasyonist baskı yaratabileceğine dikkat çekildi.
Fed ile faiz farkı ve müdahale tartışmaları
Nakao, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2022 yılından itibaren agresif faiz artışlarına başladığını hatırlatarak, BOJ’un pandemi sonrası süreçte daha temkinli ve yavaş adımlar attığını belirtti. Küresel ölçekte sıkılaşan para politikası ortamında Japonya’nın uzun süre düşük faiz politikasını sürdürmesi, yen üzerindeki baskıyı artıran unsurlar arasında gösteriliyor. Görevde bulunduğu dönemde 2011’deki deprem ve tsunami sonrasında yendeki aşırı değerlenmeyi sınırlamak amacıyla 13,6 trilyon yen (yaklaşık 88,9 milyar dolar) tutarında döviz müdahalesini yöneten Nakao, mevcut dönemde de kur gelişmelerinin yakından izlenmesi gerektiğini ifade etti. Japonya’nın döviz politikasından sorumlu ismi Atsushi Mimura ile Maliye Bakanı Satsuki Katayama’nın zayıf yene karşı çabalarının olumlu değerlendirilebileceğini belirten Nakao, son dönemde ABD ve Japonya’nın piyasalara “zayıf yenin istenmeyen” bir durum olduğu mesajını verdiğini kaydetti. Bununla birlikte Washington yönetiminin döviz müdahalelerine temkinli yaklaşımı nedeniyle koordineli bir müdahalenin zor olabileceği ifade edildi. Küresel piyasalarda döviz müdahaleleri genellikle kısa vadeli etki yaratırken, kalıcı sonuçlar için para politikası adımlarının belirleyici olduğu değerlendiriliyor. Analistler, BOJ’un önümüzdeki dönemde atacağı adımların hem Japon tahvil piyasası hem de küresel sermaye akımları açısından önem taşıdığını belirtiyor. Özellikle uzun vadeli tahvil getirilerindeki hareketlilik ve yenin seyri, Japon ekonomisinin enflasyon ve büyüme dengesi üzerinde belirleyici olmaya devam edecek.