İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in üst düzey danışmanlarından Ali Şehmani, ülkenin füze yeteneklerinin hiçbir koşulda müzakere edilemeyeceğini belirtti. Açıklama, İran İslam Devrimi’nin 47. yıl dönümünü anma yürüyüşünde geldi.
Şehmani, yürüyüş sırasında yaptığı açıklamada, “İslam Cumhuriyeti’nin füze yetenekleri müzakere edilemez” diyerek, ülkenin savunma kapasitesinin herhangi bir uluslararası anlaşmaya dahil edilmesine karşı olduklarını yineledi.
ABD, nükleer anlaşmayı füze programını kapsayacak şekilde genişletmek istiyor
Washington yönetimi uzun süredir, İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelere füze programının da dahil edilmesini talep ediyor. Bu talep, özellikle İsrail ve Körfez ülkelerinin güvenlik endişelerini yansıtan bir çizgi izliyor.
İran ise nükleer programda kısıtlama ve uluslararası denetime açık olma konusunda müzakere sinyalleri vermekle birlikte, bu sürecin yalnızca nükleer alanla sınırlı kalması gerektiğini savunuyor. Tahran, füze teknolojisini ulusal güvenlik stratejisinin temel bir unsuru olarak değerlendiriyor.
İran’ın füze kabiliyeti bölgesel stratejide ana rol oynuyor
İran’ın geliştirdiği balistik füze teknolojileri, ülkenin Orta Doğu’daki caydırıcılık kapasitesinde temel rol oynuyor. Füze programı, konvansiyonel hava kuvvetlerinde yaşanan modernizasyon eksikliğini dengelemek ve bölgesel tehdit algısına karşı asimetrik bir savunma stratejisi geliştirmek amacıyla ilerletiliyor.
Bu bağlamda, İran’ın 300 kilometreden 2.000 kilometreye kadar menzile sahip çok sayıda balistik füze envanteri bulunuyor. Özellikle Fateh-110, Shahab ve Sejjil serisi füzeler, İsrail, Suudi Arabistan ve ABD üslerini potansiyel hedef olarak kapsayan bir stratejik menzil oluşturuyor.
İsrail’den ABD’ye baskı: Füze sınırlamaları dahil edilmeli
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, bugün Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştireceği görüşmede, İran ile yapılabilecek herhangi bir nükleer anlaşmanın füze sınırlamalarını da içermesi yönünde baskı uygulaması bekleniyor.
İsrail tarafı, özellikle İran’ın bölgesel vekil güçlere sağladığı füze teknolojisinin kontrolsüz bir şekilde yayılmasının, Orta Doğu’daki askeri dengenin bozulmasına neden olduğunu savunuyor. İran ise bu iddiaları reddediyor ve bölgesel güvenlik mimarisinde dış güçlerin etkisinin azaltılması gerektiğini savunuyor.
Tahran: Yaptırımlar kalkarsa nükleer alanda esneklik sağlanabilir
İran hükümeti, daha önce yaptığı açıklamalarda, ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programın sınırlandırılmasına açık olduğunu ifade etmişti. Ancak aynı açıklamalarda füze programı ve bölgesel faaliyetlerinin “ulusal egemenlik kapsamında” değerlendirildiği ve hiçbir koşulda müzakere konusu olmayacağı vurgulanmıştı.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, “Tahran’ın füze programı hiçbir zaman görüşme gündeminin bir parçası olmadı, olmayacak” ifadelerini kullanarak bu duruşu yineledi.
Füze programı İran ekonomisiyle de doğrudan ilişkili
İran’ın füze programı sadece askeri değil, aynı zamanda teknoloji transferi, üretim kapasitesi ve sanayi altyapısı açısından da ülke ekonomisinin önemli bir bileşeni haline geldi. Savunma sanayisinde çalışan on binlerce mühendis ve teknisyen, bu alandaki yatırımların istihdam yaratma ve teknolojik özerklik bağlamında etkili olduğunu savunuyor.
Yaptırımlar altında yıllarca gelişmiş silah sistemlerine erişimi sınırlanan İran, yerli üretime dayalı savunma stratejisi geliştirerek kendi iç pazarını oluşturdu. Bu durum, dış kaynaklara bağımlılığın azalmasını ve bazı ürünlerde ihracat potansiyelinin oluşmasını sağladı.
ABD’nin stratejik açmazı: Anlaşma mı, izolasyon mu?
Trump yönetimi, İran’la yapılacak yeni bir anlaşma için daha kapsamlı ve çok boyutlu bir müzakere platformu talep ediyor. Ancak İran’ın kesin şekilde füze başlıklarını dışarda tutma kararı, müzakerelerin tıkanmasına yol açıyor.
ABD iç siyasetinde de İran politikaları konusunda görüş ayrılıkları mevcut. Cumhuriyetçi kanat genellikle daha sert bir izolasyon politikası savunurken, bazı Demokrat isimler kademeli diplomasi ve bölgesel güven inşası çağrısı yapıyor.
Finansal ve diplomatik etkiler: Bölgesel risk primleri yükseliyor
İran’ın füze programı etrafındaki bu gerilim, küresel enerji piyasaları ve Orta Doğu risk primi açısından da etkili oluyor. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde artan askeri hareketlilik, ham petrol fiyatlarını kısa vadede yukarı yönlü baskı altında bırakabilir.
2026 yılı başlarında uluslararası enerji piyasalarında jeopolitik risk faktörü nedeniyle Brent petrol varil fiyatı 97 dolara kadar yükselmişti. İran merkezli gerilimlerin artması halinde bu seviyenin yeniden test edilmesi olasılığı gündemde.
Sonuç: İran füze programını savunma stratejisinin temelinde tutuyor
Ali Şehmani’nin açıklamaları, İran yönetiminin füze programını hem askeri caydırıcılık hem de siyasi bağımsızlık sembolü olarak gördüğünü bir kez daha gösterdi. Bu tutum, uluslararası müzakere çabalarının kapsamını daraltırken, bölgesel diplomasi ve ekonomik ilişkiler üzerinde de belirleyici olmaya devam edecek.
Önümüzdeki haftalarda ABD ve İran arasındaki dolaylı temasların yeniden canlanması bekleniyor. Ancak bu temasların kapsamı füze başlıklarını içermediği sürece, ciddi bir uzlaşma ihtimalinin düşük olduğu ifade ediliyor.