Goldman Sachs stratejistlerinin yayımladığı son analiz, 2026 yılının başından bu yana aktif fon performansında dikkat çekici bir tabloya işaret etti. Bankanın 524 büyük ölçekli (large-cap) aktif hisse senedi fonunu kapsayan ve toplam 4,1 trilyon dolarlık varlığı içeren araştırmasına göre, fonların yüzde 57’si kıyaslama ölçütlerinin üzerinde getiri sağladı. Bu oran, 2007 yılından bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak öne çıktı.
Çalışma, küresel piyasalarda son yıllarda artan pasif yatırım eğilimine rağmen aktif yönetilen fonların yeniden öne çıkmaya başladığını gösteriyor. Özellikle makroekonomik belirsizliklerin ve sektör bazlı ayrışmaların arttığı dönemlerde aktif portföy yönetiminin avantaj sağlayabildiği belirtiliyor.
2007’den bu yana en yüksek görece performans
Goldman Sachs’ın analizine göre, incelenen 524 large-cap fonun yüzde 57’si yıl başından bu yana kendi kıyaslama endekslerini geride bıraktı. Bu performans, küresel finans krizinin başladığı 2007 yılından bu yana görülen en yüksek oran olarak kaydedildi.
Toplam 4,1 trilyon dolarlık varlığı yöneten fonların çeyrek sonu pozisyonlarını kapsayan analiz, piyasa getirilerinin sektörler arasında daha dengeli dağıldığı bir döneme işaret ediyor. Önceki yıllarda özellikle teknoloji devlerinin sürüklediği endeks performansı, daha sınırlı sayıda hisseye dayalı yükselişlerle şekillenmişti. 2026 itibarıyla ise getirilerin daha geniş bir sektörel tabana yayıldığı görülüyor.
Goldman Sachs’tan Ryan Hammond, yatırımcıların bu yıl hem makroekonomik hem de mikroekonomik gelişmeleri fiyatlamaya çalıştığını belirterek, “Yapay zeka kaynaklı kazananlar ve kaybedenler tartışması ile birlikte piyasa getirileri teknoloji devlerinin ötesine yayıldı” değerlendirmesinde bulundu.
Bu durum, aktif yöneticilerin sektör ve hisse seçimi yoluyla ek getiri üretme imkanını artırdı. Endeks ağırlığı yüksek teknoloji şirketleri dışında kalan sektörlerde görülen toparlanma, portföy çeşitlendirmesinin önemini yeniden gündeme taşıdı.
Sektörel dağılım ve düşük nakit oranı dikkat çekti
Analize göre büyük ölçekli aktif fonlar en yüksek ağırlığı finans ve sanayi sektörlerine verirken, bilgi teknolojileri sektöründe görece düşük pozisyon taşıdı. Bu dağılım, faiz oranlarındaki seyrin ve ekonomik aktivite beklentilerinin sektör tercihlerinde belirleyici olduğunu gösteriyor.
Özellikle finans sektörü, faiz marjlarının korunması ve kredi talebindeki toparlanma beklentisiyle fon yöneticilerinin radarında yer aldı. Sanayi hisseleri ise altyapı yatırımları ve küresel ticaretteki kademeli normalleşme beklentileriyle destek buldu.
Fonların nakit oranı ise yüzde 1,1 ile rekor düşük seviyeye geriledi. Bu durum, portföy yöneticilerinin risk iştahının yüksek olduğuna ve piyasada kalma eğiliminin arttığına işaret ediyor. Düşük nakit seviyesi, olası piyasa dalgalanmalarında fonların manevra alanını sınırlayabilecek bir unsur olarak da değerlendiriliyor.
Yılbaşından bu yana ABD merkezli aktif hisse ETF’lerine 31 milyar dolarlık giriş yaşanması da dikkat çekti. Son yıllarda pasif fonlara yönelim güçlü seyrederken, aktif ETF’lere yönelik bu giriş, yatırımcıların seçici stratejilere yeniden ilgi göstermeye başladığını ortaya koydu.
Aktif yönetim ve pasif yatırım dengesi
Küresel piyasalarda son on yılda düşük maliyetli endeks fonları ve pasif yatırım araçları önemli bir pay kazandı. Ancak piyasa içi ayrışmaların arttığı dönemlerde aktif yönetimin sunduğu esneklik, yatırımcılar açısından alternatif bir getiri kaynağı oluşturabiliyor.
2026’nın ilk bölümünde gözlenen performans farkı, hisse senedi fonları açısından aktif ve pasif stratejiler arasındaki rekabetin yeniden dengelenebileceğine işaret ediyor. Özellikle yapay zeka temalı yatırımların kazanan ve kaybeden şirketler arasında belirgin bir ayrışma yaratması, hisse bazlı seçimin önemini artırdı.
Uzmanlar, aktif fonların endeksleri geride bırakmasının sürdürülebilir olup olmayacağının makroekonomik koşullara bağlı olacağını belirtiyor. Faiz oranlarının seyri, şirket karlılıkları ve küresel büyüme görünümü, önümüzdeki dönemde portföy yönetimi stratejilerinin başarısında belirleyici olacak.
Goldman Sachs’ın analizi, 4,1 trilyon dolarlık varlığı kapsaması bakımından sektöre geniş bir perspektif sunuyor. Veriler, 2026’nın ilk haftalarında aktif fon yöneticilerinin daha geniş tabanlı piyasa yapısından fayda sağladığını gösterirken, yatırımcıların risk iştahının da görece güçlü kaldığına işaret ediyor.
Küresel piyasalarda oynaklığın sürmesi halinde aktif yönetimin sunduğu esneklik ön plana çıkabilir. Buna karşın, uzun vadede maliyet avantajı nedeniyle pasif fonların cazibesini koruması bekleniyor. Mevcut tablo, yatırım dünyasında aktif ve pasif stratejiler arasındaki dengenin yeniden tartışılmasına zemin hazırlıyor.