Fransa Merkez Bankası (Banque de France) Başkanı Francois Villeroy de Galhau, Haziran ayında görevinden ayrılacağını açıkladı. Villeroy’un görev süresi resmi olarak Ekim 2027‘de sona erecekti. Ancak 66 yaşındaki deneyimli merkez bankacısı, kişisel bir karar alarak görevden erken ayrılmayı tercih ettiğini duyurdu.
Fransa MB personeline gönderdiği mektupta Villeroy, sosyal sorumluluk alanında faaliyet gösteren bir Katolik vakfına liderlik etmek için görevi bırakma kararı aldığını açıkladı.
Erken ayrılık, siyasi dengeleri değiştirebilir
Villeroy’un ayrılığı yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir etki de yaratabilir. Görev süresini tamamlasa, halefi Nisan 2027’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra atanacaktı. Olası yeni cumhurbaşkanının farklı siyasi eğilimlere sahip olması halinde, merkez bankası bağımsızlığı tartışmaları da gündeme gelebilirdi.
Ancak şimdi, atama yetkisi mevcut Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron‘a geçti. Bu durum, Macron’un ekonomik vizyonuna daha yakın bir ismi göreve getirme şansı anlamına geliyor. Yeni başkanın atanabilmesi için Fransa Ulusal Meclisi’nin maliye komisyonundan da onay alması gerekiyor.
Villeroy: “Kararım doğal ve bağımsız”
Personeline yazdığı mektupta Villeroy, kararını şu sözlerle açıkladı: “Bu önemli kararı doğal ve bağımsız olarak verdim. Şimdi ile Haziran başı arasındaki süre, halefimin huzur içinde organize edilmesi için yeterli.”
Bu açıklama, erken ayrılışın siyasi bir etkenle değil, kişisel motivasyonlarla alındığını göstermeyi amaçlıyor. Ancak zamanlama, Avrupa Merkez Bankası’ndaki (ECB) dengeler ve Fransa’nın yaklaşan seçim takvimi düşünüldüğünde, ekonomik çevrelerde dikkatle izleniyor.
Villeroy’un ayrılığı ECB içi politika dengelerini de etkileyebilir
Francois Villeroy, Avrupa Merkez Bankası Yönetim Konseyi’nin en dikkat çeken üyelerinden biri olarak tanınıyordu. Özellikle son aylarda enflasyonun aşağı yönlü riskleri konusunda sık sık uyarılarda bulunarak, ECB içinde “güvercin” bir pozisyon sergiliyordu.
Onun ayrılığı, Yönetim Konseyi’ndeki dengeleri potansiyel olarak değiştirebilir. Zira ECB, yüksek enflasyon ve resesyon riski arasındaki dengeyi kurmakta zorlanırken, Villeroy’un “ölçülü para politikası” yaklaşımı özellikle faiz kararlarında belirleyici oluyordu.
Lagarde’dan övgü: “Avrupa vizyonu ve gerçekçilik bir aradaydı”
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, Villeroy’un ayrılığı sonrası yaptığı açıklamada, onun Avrupa para politikası sürecine olan katkısını övdü. Lagarde, “Yönetim Konseyi, her zaman masaya getirdiği güçlü Avrupa inancı ve vizyonuyla birleşen gerçekçilikten büyük ölçüde faydalandı,” ifadelerini kullandı.
Lagarde’ın bu açıklamaları, Villeroy’un kurum içindeki itibarının yalnızca teknik değil aynı zamanda siyasi düzeyde de güçlü olduğunu gösteriyor.
Fransa MB’nin rolü: Avrupa para sisteminde stratejik ağırlık
Fransa Merkez Bankası, euro bölgesinde Avrupa Merkez Bankası’nın kilit üyelerinden biri olarak kabul ediliyor. Kurum yalnızca para politikası uygulayıcısı değil, aynı zamanda Avrupa genelinde makro ihtiyati düzenleme ve finansal istikrar başlıklarında da önemli bir aktör.
Yeni başkanın bu rolü ne şekilde devam ettireceği, özellikle Fransa-Almanya ekseninde para politikası anlayışının nasıl şekilleneceği sorusunu gündeme getirecek. Almanya genellikle sıkı para politikası vurgusu yaparken, Fransa daha esnek ve büyüme odaklı pozisyonlara yakın duruyor.
Kim aday olabilir? Piyasalarda isimler konuşuluyor
Villeroy’un görevini bırakacağını açıklamasının ardından, Paris finans çevrelerinde olası aday isimler gündeme gelmeye başladı. İhtimaller arasında şunlar öne çıkıyor:
- Fransa MB Başkan Yardımcısı Denis Beau
- Fransa Hazine Genel Müdürü Odile Renaud-Basso (aynı zamanda Avrupa Kalkınma Bankası Başkanı)
- Avrupa Komisyonu’nun kıdemli ekonomi danışmanları
Macron yönetiminin aday tercihi, yalnızca Fransa’nın ekonomik yönelimi değil aynı zamanda Avrupa para birliğinin geleceği açısından da mesaj niteliğinde olacak.
Siyasi takvim ve olası etkiler
Fransa’da yaklaşırken, merkez bankası başkanlığı gibi üst düzey kurumlara yapılacak atamalar daha fazla siyasi anlam taşıyor. Anketler, aşırı sağ adayların yüksek oy potansiyeline sahip olduğunu gösterirken, Villeroy’un zamanlaması da bu bağlamda yorumlanıyor.
Yeni başkanın 2027 sonrası oluşacak siyasi ortamla nasıl bir ilişki kuracağı, Fransa MB’nin bağımsızlığı konusunda tartışmalara neden olabilir.
Sonuç: Villeroy’un vedası teknikten çok stratejik bir anlam taşıyor
Francois Villeroy de Galhau’nun erken vedası yalnızca kişisel bir karardan ibaret değil; aynı zamanda Avrupa’nın bir yapısal değişimin de sinyali olabilir. ECB içindeki fikir dengeleri, Fransa’nın para politikası yönelimi ve yaklaşan seçim dinamikleri, bu gelişmenin etkilerini daha da büyütebilir.
Yeni atanacak başkan, yalnızca Fransa değil, euro bölgesi çapında ekonomik istikrar, faiz politikası ve bankacılık reformları gibi başlıklarda belirleyici roller üstlenecek.