Citigroup stratejistleri, ABD Merkez Bankası (Fed) başkanlığı için aday gösterilen Kevin Warsh’ın göreve gelmesi durumunda, bilanço küçültme sürecini temkinli ve kademeli şekilde yürüteceğini öngörüyor. Stratejistlere göre Warsh, 6,6 trilyon dolarlık bilançoyu daraltmak isterken, repo piyasalarında yeniden gerilim oluşmasını önlemek adına aşamalı adımlar atacak.
Repo piyasasında yeni baskılar oluşabilir
Citigroup’un değerlendirmesine göre, Fed’in bilanço küçültme sürecine yeniden başlaması, 12,6 trilyon dolarlık repo piyasasında baskıların yeniden gündeme gelmesine yol açabilir. Repo piyasaları, 2025 sonbaharında yaşanan kısa vadeli likidite sıkışıklığı nedeniyle oldukça hassas hale gelmişti.
Citi’den Alejandra Vazquez Plata ve Jason Williams, konuyla ilgili notlarında şu değerlendirmede bulundu: “Repo piyasalarının geçen yıl yaşadığı büyük oynaklık göz önüne alındığında, niceliksel sıkılaştırmayı (QT) yeniden başlatmak için çıta oldukça yüksek.”
Uzmanlar, Fed’in daha önceki QT adımlarında ani rezerv düşüşlerinin para piyasasında fonlama baskılarına yol açtığını ve benzer bir senaryonun bu kez daha temkinli bir yaklaşımla önlenmeye çalışılacağını ifade ediyor.
Warsh bilanço daralmasını destekliyor, ancak temkinli
Citigroup, Warsh’ın Fed’in finansal sistemdeki etkisini azaltmaya dönük çağrılar yaptığına dikkat çekerek, bu yönelimin Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) içinde geniş bir desteğe sahip olmayabileceğini belirtiyor. Özellikle 2025 Ekim ayında repo piyasasında yaşanan oynaklık, politika yapıcıları daha dikkatli olmaya zorlayabilir.
Bu kapsamda Warsh’ın QT sürecinde hedeflediği bilanço küçülmesine rağmen, izlenecek yolun veri odaklı ve yumuşak geçişli olması bekleniyor. Stratejistler, Fed’in 2026 yılı boyunca piyasaları likidite açısından zora sokmadan ilerlemeye çalışacağını vurguluyor.
Portföy vadesi kısaltılabilir, Hazine alımları azaltılabilir
Citigroup analizine göre, Fed bilanço küçültme adımlarını uygularken birden fazla araç kullanabilir. Bunlar arasında portföyün ağırlıklı ortalama vadesini kısaltmak, aylık Hazine bonosu alımlarını azaltmak ya da tamamen durdurmak yer alıyor.
Stratejistlerin baz senaryosuna göre, Fed’in mevcut durumda yaklaşık 40 milyar doları bulan aylık Hazine alımlarının Nisan ortasından itibaren 20 milyar dolara düşürülmesi, yılın geri kalanında da bu seviyede sürdürülmesi öngörülüyor. Bu yaklaşımın repo piyasasına ani şoklar vermeden rezerv seviyelerini kademeli azaltabileceği belirtiliyor.
Rezervlerde hızlı düşüş beklenmiyor
Citigroup’un analizine göre, Fed’in Hazine alımlarını Haziran ayında tamamen sonlandırması halinde dahi rezervlerin 2026 Aralık ayına kadar kayda değer ölçüde düşmesi beklenmiyor. Bu durum, QT sürecinin yavaş ve dengeli bir biçimde uygulanacağının göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlar, piyasa likiditesinin korunması açısından rezerv düzeyinin belirli bir eşiğin altına inmemesi gerektiğini, aksi takdirde repo faizlerinde ani sıçramaların yeniden yaşanabileceğini belirtiyor.
Fed’in bilançosu nasıl bu kadar büyümüştü?
Fed’in bilançosu, 2020’de COVID-19 pandemisi sırasında uygulanan varlık alım programları ve ardından gelen ekonomik destek önlemleriyle hızlı bir şekilde büyüyerek 9 trilyon dolar seviyesine kadar ulaşmıştı. 2022 ortasında başlayan QT süreciyle bilanço daralmaya başlasa da, piyasalardaki dalgalanmalar nedeniyle süreç zaman zaman yavaşlatılmıştı.
Bugün itibarıyla bilanço yaklaşık 6,6 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Bu büyüklük, tarihsel ortalamaların oldukça üzerinde kalmaya devam ediyor. Warsh liderliğinde Fed’in bu seviyeyi daha makul düzeylere çekmeye çalışacağı ancak bunun agresif değil, kademeli bir plan çerçevesinde olacağı öngörülüyor.
Piyasalar ne bekliyor?
Fed’in QT süreci ve bilanço büyüklüğü, özellikle kısa vadeli fonlama piyasalarını ve tahvil faizlerini doğrudan etkilediği için yatırımcılar tarafından yakından takip ediliyor. Warsh’ın başkanlık döneminde izleyeceği strateji, para politikasının yönü kadar piyasaların oynaklık seviyesi açısından da belirleyici olacak.
Citigroup ve diğer büyük yatırım bankalarının çoğu, Fed’in QT sürecinde 2026 boyunca “adım adım ilerleme” ilkesini benimsemesini ve gerekli durumlarda süreci geçici olarak durdurma esnekliğini korumasını bekliyor.
Repo piyasalarında yeterli rezerv seviyesi korunmadığı takdirde fonlama maliyetlerinin hızla yükselmesi ve finansal koşullarda sıkılaşma riski yeniden gündeme gelebilir.