ABD’nin Ukrayna’ya yönelik askeri desteğini 2025 yılı başında tamamen kesmesiyle birlikte, Avrupa ülkeleri yardımın neredeyse tamamını tek başına üstlenmek zorunda kaldı. Kiel Enstitüsü tarafından yayımlanan son rapora göre, 2025 yılında Ukrayna’ya yapılan askeri yardımlar savaşın başlangıcından bu yana en düşük seviyeye geriledi.
Ukrayna’nın 2022 başında başlayan Rusya işgaline karşı direnişinde kritik rol oynayan uluslararası askeri yardımlar, özellikle ABD’nin sağladığı finansal destek sayesinde bugüne kadar sürdürülebilirlik kazanmıştı. Ancak Donald Trump’ın 2025 yılı başında Beyaz Saray’a yeniden dönmesiyle bu destek tamamen durdu. Bu gelişme, hem jeopolitik dengeyi hem de Avrupa’nın savunma politikalarını derinden etkiledi.
Toplam yardım 36 milyar euroya düştü
Kiel Enstitüsü’nün “Ukraine Support Tracker” verilerine göre, 2025 yılında Ukrayna’ya yapılan askeri yardım 2024’e kıyasla %14 azalarak 36 milyar euro seviyesine indi. 2024’te toplam yardım miktarı 41,1 milyar euro olarak gerçekleşmişti. ABD’nin çekilmesi, bu düşüşün en önemli nedeni olarak gösteriliyor.
2022–2024 döneminde toplam uluslararası askeri yardımın yaklaşık %50’si ABD tarafından karşılanmıştı. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Ukrayna’ya hem doğrudan silah sevkiyatı hem de finansal transferlerle destek sağlamıştı. Ancak Trump yönetimiyle birlikte bu kaynak kesildi ve Avrupa ülkeleri büyük bir boşlukla karşı karşıya kaldı.
Avrupa ülkeleri desteklerini %67 oranında artırdı
ABD desteğinin sona ermesinin ardından Avrupa ülkeleri devreye girerek askeri yardım bütçelerini artırdı. Rapora göre, 2025 yılında Avrupa ülkeleri, önceki üç yılın ortalamasına göre askeri yardımlarını %67 oranında artırdı. Bu artış, Ukrayna’nın cephe hattındaki askeri etkinliğini koruyabilmesi açısından hayati önem taşıyor.
Yardımların %95’i Avrupa’dan gelirken, bu destek büyük ölçüde Kuzey ve Batı Avrupa ülkeleri tarafından sağlandı. Enstitü, bu ülkelerin hem ekonomik hem de politik olarak Ukrayna ile daha fazla dayanışma içerisinde olduğunu belirtiyor.
Kuzey Avrupa ülkeleri GSYH’ye oranla en yüksek katkıyı verdi
Detaylı bölgesel analizlere göre, Kuzey Avrupa ülkeleri (Danimarka, Estonya, Finlandiya, İzlanda, Letonya, Litvanya, Norveç ve İsveç), Avrupa’dan sağlanan toplam askeri yardımın %33’ünü üstlendi. Bu ülkelerin bağışçı ülkelerin toplam GSYH’sindeki payı sadece %8 düzeyinde.
Buna karşın Güney Avrupa, bağışçı ülkeler arasında %19 GSYH payına sahip olmasına rağmen toplam yardımın sadece %3’ünü karşıladı. Bu orantısızlık, Avrupa içindeki savunma yaklaşımı farklarını ve siyasi motivasyonları ortaya koyuyor.
Almanya ve Birleşik Krallık yardımda öne çıkan büyük aktörler oldu
Almanya, 2025 yılında Ukrayna’ya en fazla askeri yardım sağlayan Avrupa ülkesi oldu. Berlin yönetimi, savunma bütçesinden tahsis ettiği 9,2 milyar euro ile destek liderliğini üstlendi. Bu miktar, 2024’e kıyasla %38’lik bir artışı temsil ediyor.
Birleşik Krallık ise ikinci sırada yer aldı. Londra yönetimi, özellikle zırhlı araç, uzun menzilli füzeler ve eğitim destekleri gibi alanlarda Ukrayna’ya yardım sağladı. Fransa, Polonya ve Hollanda gibi ülkeler de yardımlarda öne çıktı. Ancak Güney Avrupa ülkeleri, İtalya ve İspanya gibi büyük ekonomilere sahip olsalar da katkı düzeyinde geri planda kaldılar.
Trump yönetimi neden yardımları durdurdu?
Donald Trump, seçim kampanyasında sık sık ABD’nin dış yardım politikalarını eleştirmiş, Ukrayna’ya yönelik harcamaların “boşa gittiğini” savunmuştu. 2025 Ocak ayında göreve gelmesinden kısa bir süre sonra, Kongre’nin Ukrayna’ya ayrılan yardım fonlarının onayını engellemesiyle birlikte Pentagon’un da askeri destek programlarını askıya alması yönünde karar alındı.
Bu karar, hem NATO içindeki yük paylaşımı tartışmalarını alevlendirdi hem de Avrupa ülkelerinin kendi savunma kapasitelerini güçlendirme ihtiyacını ön plana çıkardı. Uzmanlar, bu sürecin Avrupa savunma sanayisi açısından hem bir yük hem de fırsat yarattığını ifade ediyor.
Jeopolitik ve ekonomik etkiler: Avrupa savunma sektörü büyüyor
2022’den bu yana süren savaş, Avrupa’nın askeri sanayi üretimini artırmasına neden olmuştu. 2025 yılında ABD’nin çekilmesiyle bu eğilim daha da hızlandı. Almanya başta olmak üzere birçok ülke, savunma bütçelerinde yeniden yapılandırmaya giderek, yerli üretimi destekleyen politikalar geliştirdi.
Polonya, Litvanya ve Norveç gibi ülkeler, savunma sanayi işbirlikleri kurarak mühimmat, zırhlı araç ve elektronik savaş sistemleri gibi alanlarda üretim kapasitesini genişletiyor. Bu da Avrupa savunma şirketleri için yeni ihracat fırsatları ve Ar-Ge yatırımları anlamına geliyor.
Ukrayna’nın askeri performansı yardımın devamına bağlı
Analistler, Ukrayna’nın cephedeki başarılarının büyük ölçüde gelen yardımların sürdürülebilirliğine bağlı olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle hava savunma sistemleri, uzun menzilli mühimmat ve askeri eğitim alanlarında dış yardımlar kritik rol oynuyor.
Kiev hükümeti, yardımın kesilmesi halinde Rusya karşısında stratejik bölgelerde savunma zaafı oluşabileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle Avrupa ülkeleri, sadece silah sevkiyatı değil, aynı zamanda lojistik, bakım ve eğitim gibi alanlarda da desteklerini artırma yönünde adımlar atıyor.
NATO içinde sorumluluk paylaşımı tartışmaları
ABD’nin çekilmesi, NATO içindeki yük paylaşımı konusundaki tartışmaları da derinleştirdi. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupa ülkelerinin bu dönemde gösterdiği katkıyı takdir ettiklerini ancak ittifakın uzun vadeli dengesinin korunması gerektiğini vurguladı.
Analistler, Avrupa ülkelerinin önümüzdeki dönemde savunma entegrasyonunu artırarak ortak silah tedariki, siber savunma ve keşif sistemleri gibi alanlarda daha koordineli hareket edeceğini öngörüyor.
Sonuç: Avrupa, jeopolitik liderlik testinden geçiyor
ABD’nin Ukrayna politikasındaki geri çekilmesi, Avrupa’nın güvenlik mimarisinde tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Kıtadaki ülkeler, Ukrayna’ya destek konusunda hem ekonomik hem de askeri kapasite açısından önemli bir sınav veriyor.
Kiel Enstitüsü’nün verileri, Avrupa’nın bu sınavı şimdilik geçtiğini gösteriyor. Ancak yardımın sürdürülebilirliği, kamuoyu desteği ve siyasi istikrar gibi faktörler, önümüzdeki yıllarda bu yükün nasıl taşınacağını belirleyecek.
Ukrayna için sadece savaşın sürdürülebilirliği değil, aynı zamanda ekonomik toparlanma ve Avrupa Birliği’ne entegrasyon gibi uzun vadeli hedefler de destek sistemlerinin etkinliğine bağlı. Bu nedenle 2026 ve sonrası için Avrupa’nın destek kapasitesi ve siyasi kararlılığı daha da kritik hale gelecek.