Donald Trump yönetimi altındaki ABD’li yetkililer, İran bağlantılı petrol tankerlerine yönelik yeni bir müdahale seçeneğini değerlendiriyor. Ancak bu müdahalenin, Tahran’ın misilleme kapasitesi ve küresel enerji piyasaları üzerindeki etkileri nedeniyle şu an için askıya alındığı bildirildi.
ABD, daha önce Venezuela bağlantılı tankerleri hedef alan ve iki ay süren bir abluka sürecinde bazı İran petrolü taşıyan gemilere el koymuştu. Şimdi ise gözler, İran’ın “gölge filosu” olarak adlandırılan, çoğunluğu yaptırımlı ülkelerden Çin gibi büyük alıcılara petrol taşıyan yaklaşık 1.000 gemilik ağına çevrildi.
İran petrolü Washington’un yeni hedefinde
Wall Street Journal’ın haberine göre ABD, Aralık ayında Karayipler’de başlattığı stratejiyi genişleterek İran petrolünü taşıyan yaptırımlı gemileri engellemeyi planlıyor. Bu strateji, Tahran’ın enerji gelirlerini sınırlama ve bütçe kaynaklarını daraltma hedefi taşıyor.
Ancak uzmanlar, böyle bir adımın yüksek riskler barındırdığını ifade ediyor. Özellikle İran’ın, misilleme olarak ABD müttefiklerine ait petrol tankerlerine el koyma veya Hürmüz Boğazı’nı mayınlama gibi eylemlere başvurabileceği değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık %25’inin geçtiği hayati bir rota konumunda.
Böyle bir senaryo, sadece petrol fiyatlarında sert yükselişe neden olmakla kalmaz, aynı zamanda Beyaz Saray üzerindeki iç siyasi baskıları da artırabilir.
ABD, yaptırımları genişletiyor
2026 yılı içerisinde ABD Hazine Bakanlığı, İran petrolü taşıdığı gerekçesiyle 20’den fazla gemiyi yaptırım listesine aldı. Geçtiğimiz hafta ise Barbados, Kamerun ve Panama bayraklı 14 gemi ile bu gemilerin sahibi olan veya işleten şirketlere yönelik yaptırımlar devreye alındı.
Bu yaptırımların uygulanması, sadece diplomatik değil, aynı zamanda askeri kaynak kullanımını da gerektirebilir. ABD’nin İran petrolü taşıyan bir gemiye el koyması durumunda, söz konusu geminin güvenli bir limana yönlendirilmesi için askeri koruma tahsis edilmesi gerekebilir.
Askeri unsurlar ve operasyonel hazırlık
Bölgedeki Amerikan askeri varlığı, bu tür bir müdahaleye hazırlıklı. Umman açıklarında görev yapan USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve beraberindeki beş güdümlü füze destroyeri, potansiyel operasyonlarda aktif rol alabilecek unsurlar olarak gösteriliyor. Ayrıca, Bahreyn‘de konuşlu ABD Sahil Güvenliği birimleri de yaptırımların uygulanmasında sorumluluk taşıyor.
Ancak böyle bir müdahale, doğrudan askeri çatışmaya yol açabilecek riskler barındırıyor. İran geçmişte, özellikle 1980’li yıllardaki “Tanker Savaşı” döneminde benzer taktikler izlemişti. Bu dönemde İran, Basra Körfezi’nde seyreden birçok ticari gemiye saldırı düzenlemişti.
İran’dan müzakere sinyali ama taviz yok
Tahran yönetimi ise nükleer program konusundaki müzakerelere açık olduğunu ifade ederken, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sonlandırma veya füze programını müzakereye açma gibi talepleri reddediyor. İran, son dönemde ABD yaptırımlarına karşı alternatif ticaret kanalları geliştirmeye odaklandı.
Enerji gelirlerinin büyük bölümü petrol ihracatına dayanan İran için, tanker filosuna yönelik baskılar hem ekonomik hem de stratejik açıdan hayati önemde. Bu nedenle Tahran’ın olası müdahalelere karşı yanıt verme ihtimali yüksek.
Hürmüz Boğazı krizi kapıda mı?
Analistlere göre, Hürmüz Boğazı’nın kapanması, hem İran’ın hem de küresel enerji piyasalarının çıkarına aykırı. Ancak uzmanlar, İran’ın köşeye sıkıştığını hissetmesi halinde bu senaryoyu devreye sokabileceğini belirtiyor. Şu ana kadar boğazda ciddi bir trafik aksaması yaşanmadı.
Bununla birlikte, ABD Ulaştırma Bakanlığı, bölgede faaliyet gösteren ticari gemilere İran kaynaklı tehditlere karşı dikkatli olmaları ve ABD askeri unsurlarıyla koordinasyon içinde hareket etmeleri yönünde resmi uyarılarda bulundu.
Çin’in rolü ve indirimli İran petrolü
İran petrolünün en büyük müşterisi konumundaki Çin, bu kaynakları genellikle varil başına piyasa fiyatının yaklaşık 10 dolar altında indirimle tedarik ediyor. Bu durum, Çin’in İran yaptırımlarına dolaylı bir biçimde meydan okuduğu şeklinde yorumlanıyor.
Washington’un İran tankerlerine doğrudan müdahale etmesi halinde, Çin’in bu duruma siyasi ve ticari tepkisi önemli olabilir. Aynı zamanda bu adım, küresel enerji piyasalarında volatiliteyi artırabilir ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik baskıların şiddetlenmesine neden olabilir.
Küresel petrol fiyatlarına etkisi
Olası bir müdahalenin petrol fiyatlarını yukarı yönlü etkilemesi muhtemel. Halihazırda sınırlı arz koşulları altında işlem gören Brent ve WTI kontratları, böyle bir jeopolitik kriz durumunda hızlı yükseliş eğilimi gösterebilir.
Uzmanlar, Brent tipi petrolün kısa vadede 100 dolar seviyesini test edebileceği uyarısında bulunuyor. Böyle bir senaryo, ABD içinde akaryakıt fiyatlarını yükselterek iç siyasette de baskı oluşturabilir. Bu nedenle Beyaz Saray’ın enerji fiyatları üzerindeki etkileri hesaba katarak daha temkinli adımlar attığı belirtiliyor.
Sonuç: Enerji politikaları ile jeopolitik riskler iç içe
ABD’nin İran petrolüne yönelik politikaları, enerji güvenliği ve jeopolitik stratejiler arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı. Washington’un İran tankerlerine yönelik doğrudan müdahalesi, sadece Orta Doğu’daki güç dengelerini değil, aynı zamanda küresel enerji piyasalarının istikrarını da etkileyebilir.
İran’ın olası misillemeleri, sadece bölgesel kriz riskini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda dünya genelinde emtia piyasaları ve tedarik zincirleri açısından da büyük bir belirsizlik yaratacaktır.
Bu nedenle ABD yönetimi, İran’a yönelik yaptırım stratejisinde ölçülü ve hesaplı adımlar atmak zorunda. Atılacak her adım, hem ekonomik hem de diplomatik sonuçlarıyla dikkatle izlenecektir.