ABD ile Ermenistan arasında imzalanan yeni anlaşma, Kafkasya bölgesindeki enerji dengelerinde önemli bir değişimin kapısını aralıyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 9 milyar dolara kadar ulaşabilecek potansiyel yatırımları içeren sivil nükleer iş birliği anlaşmasını Erivan’da Başbakan Nikol Paşinyan ile birlikte duyurdu.
“Bölüm 123” anlaşması ile nükleer enerji alanında yeni dönem
Anlaşma, Amerikan şirketlerinin Ermenistan’a nükleer teknoloji, yakıt ve bakım hizmetleri ihraç etmesini mümkün kılacak “Bölüm 123” düzenlemesine dayanıyor. Bu çerçeve, ABD’nin nükleer malzeme ve teknolojilerini barışçıl amaçlarla başka bir ülkeye transfer etmesini düzenleyen bir yasal mekanizma olarak biliniyor.
Yeni anlaşmayla birlikte Amerikan firmaları, Ermenistan’ın elektriğinin yaklaşık %40’ını sağlayan Sovyet döneminden kalma Metzamor Nükleer Santrali’nin, modern küçük modüler reaktörlerle (SMR) değiştirilmesi sürecine katılabilecek. ABD’nin bu alandaki desteği, enerji güvenliği ve bağımsızlığı açısından Ermenistan için stratejik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
İlk aşamada 5 milyar dolarlık ihracat planı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, anlaşmanın yalnızca teknik değil, aynı zamanda mali açıdan da kapsamlı bir destek sunduğunu ifade etti. Vance’e göre, ilk aşamada 5 milyar dolarlık nükleer ekipman ve yakıt ihracatı hedefleniyor. Buna ek olarak, 4 milyar dolarlık bakım, servis ve uzun vadeli işletme sözleşmeleri de planlanıyor. Böylece toplam destek hacmi 9 milyar dolara ulaşıyor.
Bu yatırım çerçevesinde ABD şirketlerinin, özellikle Westinghouse, NuScale ve GE Hitachi gibi sektörün önde gelen oyuncularının projede aktif rol alması bekleniyor. Ayrıca Amerikan Ex-Im Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu’nun (IFC) da projeye finansal destek sağlaması gündemde.
Paşinyan: “İlişkilerde yeni bir sayfa açıyoruz”
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, imza töreninde yaptığı açıklamada, söz konusu iş birliğinin sadece enerji alanında değil, aynı zamanda Ermenistan-ABD ilişkileri açısından da stratejik bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Paşinyan, “Bu anlaşma, ilişkilerimizde yeni bir sayfa açıyor ve enerji çeşitliliği hedefimize büyük katkı sağlıyor,” ifadelerini kullandı.
Paşinyan, ülkesinin artık sadece güvenlik değil, enerji alanında da tek bir tedarikçiye bağımlı kalmak istemediğini belirterek, alternatif teknolojiler ve kaynaklarla daha dengeli bir enerji portföyü oluşturmayı hedeflediklerini vurguladı.
Rusya’dan uzaklaşma çabası hız kazanıyor
Ermenistan’ın enerji sektöründe Rusya’ya olan bağımlılığı uzun süredir eleştiri konusu oluyordu. Ülkedeki mevcut Metzamor Nükleer Santrali, Rusya’nın devlet nükleer şirketi Rosatom tarafından işletiliyor. Santralin teknik ömrü dolmak üzereyken, yenileme ya da yeniden inşa süreci için alternatif kaynak arayışı ivme kazanmıştı.
ABD ile yapılan bu anlaşma, Ermenistan’ın enerji politikasında Rusya merkezli bağımlılık yapısını kırma yönündeki en somut adımlardan biri olarak görülüyor. ABD tarafı ise bu süreci, bölgesel istikrar ve enerji güvenliği açısından jeopolitik bir öncelik olarak değerlendiriyor.
Küçük modüler reaktör teknolojisi öne çıkıyor
Barışçıl nükleer enerji alanında son dönemde artan ilgi gören küçük modüler reaktörler (SMR), özellikle gelişmekte olan ülkeler için esnek, maliyet etkin ve daha güvenli çözümler sunuyor. Ermenistan gibi sınırlı altyapıya sahip ülkelerde SMR teknolojisi, daha düşük kurulum maliyeti ve daha kısa inşaat süresiyle avantaj sağlıyor.
SMR sistemlerinin aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarıyla entegre çalışabilmesi, karbon nötr hedeflere katkı sunması açısından da önemli. ABD, bu teknolojinin ihracı konusunda yeni pazarlar ararken, Ermenistan gibi ülkelerle yapılan anlaşmalar bu stratejinin temelini oluşturuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
ABD’nin Ermenistan ile imzaladığı bu anlaşmanın, Güney Kafkasya’daki jeopolitik dengelere de etkisi olabilir. Uzmanlar, Washington’un bölgedeki nüfuzunu artırma stratejisinin enerji üzerinden sürdürüldüğünü ve bu tür adımların sadece ekonomik değil, diplomatik etkiler de doğuracağını belirtiyor.
Öte yandan, Rusya’nın bu gelişmeye nasıl tepki vereceği ve mevcut enerji iş birliklerini nasıl yeniden yapılandıracağı da merak konusu. Rosatom’un projeden tamamen dışlanması, Moskova’nın bölgedeki enerji stratejisini yeniden şekillendirmesine yol açabilir.
Uluslararası tepkiler ve beklentiler
Avrupa Birliği, uzun süredir Ermenistan’ın enerji arz güvenliği konusunda daha bağımsız adımlar atmasını teşvik ediyordu. Bu bağlamda ABD ile atılan bu adım, Brüksel tarafından olumlu karşılandı. Almanya ve Fransa gibi ülkelerin de projeye teknik ya da finansal destek verebileceği konuşuluyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ise anlaşmayı, gelişmekte olan ülkelerde nükleer enerjinin rolünü artıracak bir model örneği olarak değerlendiriyor. IEA’ya göre, enerji dönüşümünde başarının anahtarı; güvenli, sürdürülebilir ve dışa bağımlılığı düşük çözümler üretmekten geçiyor.
Uzun vadeli etkiler: Yatırım, istihdam, teknoloji transferi
ABD-Ermenistan nükleer iş birliği, sadece enerji arzını değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı da desteklemeyi hedefliyor. Proje kapsamında inşaat, mühendislik, teknik eğitim ve bakım alanlarında binlerce kişilik istihdam yaratılması bekleniyor. Ayrıca yerel mühendislerin Amerikan şirketleriyle birlikte çalışması, teknoloji transferi açısından da stratejik önem taşıyor.
Uzmanlar, bu tür projelerin sadece enerji üretimiyle sınırlı kalmadığını; aynı zamanda eğitim, güvenlik standartları ve altyapı gelişimi gibi birçok alanda kalıcı etki yarattığını belirtiyor.