Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan verilere göre, Türkiye’nin 2025 yılı taşıt ihracatı adet bazında yüzde 4 artış gösterdi. Toplamda 1 milyon 57 bin 920 adet taşıt aracı ihraç edildi. Ancak aynı dönemde otomobil ihracatı yüzde 8 oranında gerileyerek, sektörün ürün grupları arasında performans farklılaşması yaşadığını ortaya koydu. Bu tablo, Türkiye otomotiv sektörünün küresel tedarik zincirindeki konumunu korurken, iç dinamiklerde yeniden yapılanma ihtiyacını da gündeme getirdi.
Toplam ihracatta artış var, otomobilde düşüş yaşandı
OSD’nin Aralık 2025 raporuna göre, ihracat edilen araçların yüzde 56’sını oluşturan 599 bin 687 adet otomobil yurt dışına gönderildi. Ancak bu rakam, bir önceki yıl olan 2024’e kıyasla yüzde 8 oranında düşüş anlamına geliyor. Öte yandan ticari araç ihracatı yüzde 28 gibi dikkat çekici bir artış göstererek bu kategorideki canlı talebi yansıttı. Traktör ihracatında ise yüzde 13’lük bir daralma gözlendi ve toplam ihracat 11 bin 261 adette kaldı.
Bu tablo, otomobil üretimindeki talep azalmasının, özellikle Avrupa pazarındaki tüketici eğilimlerindeki değişiklik ve elektrikli araçlara geçiş süreciyle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Türkiye otomotiv sektörü, bu dönüşüme hızlı adapte olamayan segmentlerde daralma yaşarken, hafif ticari araç ve kamyonet gibi araç gruplarındaki üretim ve ihracat kapasitesini artırarak dengeyi sağladı.
Otomotiv sanayi ihracatı 41,5 milyar dolara ulaştı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre, 2025 yılı sonunda otomotiv sanayisinin toplam ihracat değeri 41,5 milyar dolar oldu. Bu rakam, Türkiye’nin toplam mal ihracatının yaklaşık yüzde 14’ünü oluşturarak otomotivin ülke ekonomisindeki stratejik konumunu koruduğunu gösterdi.
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) ise, otomobil ihracatının değer bazında yüzde 4 artarak 11,8 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Bu durum, adet bazında yaşanan düşüşe rağmen, ihraç edilen araçların ortalama birim değerinde artış olduğunu ortaya koyuyor. Yani Türkiye’den ihraç edilen otomobillerin, daha yüksek katma değerli ve teknoloji seviyesi yüksek modellerden oluştuğu görülüyor.
Ana sanayi ve tedarik sanayisi performansında büyüme
Aynı dönemde ana sanayi ihracatı yüzde 15 artış gösterirken, tedarik sanayisinin ihracatında da yüzde 6’lık bir büyüme kaydedildi. Bu veriler, Türkiye otomotiv ekosisteminde yalnızca nihai ürün değil, yan sanayi ve parça üretiminin de dış pazarlarda rekabet gücünü artırdığını ortaya koydu.
Yedek parça, akıllı sensör sistemleri, batarya paketleri, araç elektroniği ve güç aktarma organları gibi birçok alanda faaliyet gösteren yerli firmalar, özellikle Avrupa pazarına yaptıkları sevkiyatlarla tedarik zincirinin vazgeçilmez halkası haline geldi. Avrupa Yeşil Mutabakatı kapsamında düşük karbon ayak izine sahip üretim yapan Türk yan sanayi firmaları, yeni nesil araç teknolojilerine entegre olabilme esnekliği sayesinde tercih edilmeye devam ediyor.
Otomotivde ihracat birim değeri yükseliyor
Verilere göre, otomobil ihracatında adet bazında yaşanan düşüşe rağmen, ihracat değerinde artış olması dikkat çekti. Bu durum, ihraç edilen araçların birim başına ortalama fiyatının yükseldiğini gösteriyor. Elektrikli araçların artan ihracat payı, hibrit motor teknolojilerindeki gelişmeler ve donanım seviyesi yüksek araçların talep görmesi, Türkiye’nin otomotiv ihracatında kalite odaklı üretime yöneldiğini gösteren önemli işaretler arasında.
2024 yılında adet başı ortalama otomobil ihracat fiyatı 17.000 dolar seviyesindeyken, bu rakam 2025 yılında 19.690 dolara kadar çıktı. Bu, Türkiye otomotiv sektörünün küresel rekabette yalnızca miktar değil, aynı zamanda kalite açısından da iddiasını koruduğunu gösteriyor.
Elektrikli araç dönüşümü: Yeni fırsatlar ve riskler
2025 yılı itibarıyla Avrupa’daki otomobil pazarında elektrikli araçların (EV) toplam satışlar içindeki payı yüzde 30’u aşarken, Türkiye bu dönüşüme üretim ve ihracat cephesinden tam olarak entegre olmaya çalışıyor. Togg’un iç pazarda beklenen satış hedeflerine ulaşması ve global pazarlara açılması, yerli üretimin dönüşümüne katkı sağlarken; Ford Otosan, Oyak Renault ve Tofaş gibi üreticiler de elektrikli modeller için yatırım planlarını hızlandırdı.
Ancak otomobil ihracatındaki düşüş, Türkiye’nin elektrikli araçlara geçişte halen yeterli ölçeği yakalayamadığını ve iç pazardaki dönüşümün dış talep cephesine aynı hızda yansımadığını gösteriyor. Bu noktada, uluslararası markalarla yapılan yeni üretim anlaşmaları ve ortak platform geliştirme çabaları önümüzdeki dönemin belirleyici faktörlerinden olacak.
Lojistik ve dış ticaret dengesi etkileniyor
Türkiye’nin otomotiv ihracatında yaşanan yapısal değişim, aynı zamanda lojistik maliyetleri ve dış ticaret dengesine de etki ediyor. Hafif ticari araçların ihracatının artması, taşıma hacmi ve gümrük işleme süreçlerinde farklılıklar yaratıyor. Avrupa’ya yapılan ihracatta Ro-Ro hatlarının kapasite kullanımı artarken, yüksek teknolojiye sahip parçaların ihracatı hava kargo kullanımında artışa neden oldu.
Diğer yandan, ithalatçı ülkelerdeki resesyon endişeleri, döviz kurlarındaki dalgalanma ve jeopolitik belirsizlikler, ihracatçılar açısından öngörülebilirliği azaltıyor. Bu ortamda, kur riskinden korunma ve alternatif pazar arayışları önümüzdeki yılın gündem başlıkları arasında yer alıyor.
2026 beklentileri: Hedef elektrikli mobilite ve yeşil dönüşüm
2026 yılı için otomotiv ihracatında en büyük beklenti, elektrikli araçlar ve yeşil teknolojilerin üretim ve ihracattaki payının artması yönünde. AB’nin emisyon düzenlemeleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Çin’in büyüyen elektrikli araç pazarına erişim stratejileri, Türk otomotiv sanayisi için hem risk hem fırsat barındırıyor.
Otomotiv firmalarının Ar-Ge yatırımlarını artırarak batarya üretimi, elektrikli motor sistemleri ve yazılım alanlarında yerlileşme hamlelerine yönelmesi, ihracat gelirlerini sürdürülebilir şekilde artırmanın yolu olarak görülüyor. Bu süreçte kamunun destek mekanizmalarının, sanayi-üniversite iş birliklerinin ve teşvik politikalarının uyum içinde çalışması kritik öneme sahip.
Sonuç: Yapısal dönüşüm sürecinde dirençli ihracat performansı
2025 yılı verileri, Türkiye otomotiv sektörünün toplam ihracat kapasitesini artırmaya devam ettiğini, ancak bu artışın ürün gruplarına göre farklılaştığını ortaya koydu. Otomobil ihracatında yaşanan gerilemeye karşın, ticari araçlar ve yan sanayi performansı sayesinde genel ihracat hacmi büyümeye devam etti.
2026 yılı ve sonrasında sektörün büyüme ivmesini koruyabilmesi için, küresel mobilite trendlerine daha hızlı adapte olunması, iç pazarda da dönüşümün desteklenmesi ve markalaşma hamlelerinin güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin otomotiv ihracatında “yüksek teknoloji – düşük emisyon” eksenli bir üretim modeline geçişi hızlandırması, rekabet gücünü kalıcı hale getirecektir.