ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ın satın alınmasına yönelik planını desteklemeyen Avrupa ülkelerine yönelik gümrük tarifeleri uygulayacağını duyurdu. Trump’ın açıklamasına göre, 1 Şubat 2026 itibarıyla başta Danimarka olmak üzere sekiz Avrupa ülkesine %10 oranında yeni gümrük tarifesi getirilecek. Haziran ayında ise bu oran %25’e yükselecek. Açıklama, uluslararası ticaret dengelerinde yeni bir gerilim başlığını gündeme taşıdı.
Grönland planı nedir, neden tartışılıyor?
Grönland, coğrafi konumu ve doğal kaynakları nedeniyle son yıllarda büyük güçlerin stratejik ilgi alanı haline geldi. Kuzey Kutbu’na yakınlığı, enerji kaynakları ve nadir toprak elementleri açısından zenginliğiyle dikkat çeken bu bölge, ABD için hem askeri hem ekonomik bir yatırım alanı olarak görülüyor.
Donald Trump daha önce de Grönland’ı satın alma niyetini dile getirmişti. 2019 yılında gündeme gelen teklif, Danimarka tarafından “saçma” olarak değerlendirilmişti. Aradan geçen yıllara rağmen Trump yönetimi, Grönland üzerinde stratejik egemenlik kurma arzusunu gündemde tutmaya devam etti. 2026 yılında bu konuya dair planların yeniden canlandırılması, transatlantik ilişkilerde yeni bir gerginliğe yol açtı.
Tarifeler hangi ülkelere uygulanacak?
Trump’ın açıklamasına göre, Grönland planına destek vermeyen ve Danimarka’nın tutumunu destekleyen Avrupa ülkelerine 1 Şubat 2026’dan itibaren %10 oranında ek gümrük tarifesi uygulanacak. Bu liste şu ülkeleri kapsıyor:
- Danimarka
- Norveç
- İsveç
- Fransa
- Almanya
- İngiltere
- Hollanda
- Finlandiya
Tarifeler, öncelikle bu ülkelerden ABD’ye ithal edilen çelik, otomotiv, tekstil, kimyasal ürünler ve yüksek teknoloji ekipmanlarını kapsayacak. ABD yönetiminin detaylı listeyi Ticaret Bakanlığı aracılığıyla Şubat başında kamuoyuna sunması bekleniyor.
Trump: “Bu anlaşma gerçekleşmezse yaptırım uygularız”
Trump, kişisel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Grönland’ın tamamen ve bütünüyle ABD topraklarına katılmasına yönelik bir anlaşmaya varılamazsa, dost bildiğimiz Avrupa ülkelerine ekonomik sonuçları olur. 1 Şubat’ta %10, Haziran’da %25 tarife uygulanacak” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray kaynakları, Trump’ın bu açıklamasının siyasi bir blöf değil, somut bir dış ticaret stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor. ABD Başkanı’nın bu çıkışı, 2026 başkanlık seçimlerine giderken “ekonomik milliyetçilik” vurgusunu güçlendirme çabası olarak da değerlendiriliyor.
Avrupa Birliği ve NATO’dan sert tepki
ABD’nin bu kararı, Avrupa başkentlerinde tepkiyle karşılandı. Avrupa Birliği yetkilileri, açıklamanın “müttefikliğe zarar verecek düzeyde tehdit içerdiğini” belirterek, ABD ile ticari ilişkilerin bu tür siyasi gündemler üzerinden şekillenmemesi gerektiğini ifade etti.
NATO yetkilileri ise Trump’ın Danimarka ve diğer Kuzey Avrupa ülkelerini hedef alan açıklamalarının “ittifak ruhuna zarar verdiğini” vurguladı. Danimarka Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, “Grönland Danimarka Krallığı’na bağlıdır ve satılık değildir” ifadesini yineledi.
ABD-AB ticaret hacmi nasıl etkilenir?
ABD ile Avrupa Birliği arasında 2025 yılında toplam ticaret hacmi 1,2 trilyon dolar seviyesindeydi. Bu rakamın yaklaşık 450 milyar dolarlık kısmını Avrupa’dan ABD’ye yapılan ihracat oluşturdu. Tarife artışları, bu hacmi doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.
Trump’ın hedef aldığı ülkeler, özellikle otomotiv ve makine ekipmanları ihracatında ABD pazarında güçlü konuma sahip. Almanya, sadece 2025 yılında ABD’ye 90 milyar dolarlık ürün ihraç etti. Yeni tarifeler, bu ihracatı ciddi biçimde düşürebilir ve Avrupa firmalarının rekabet gücünü zayıflatabilir.
Finansal piyasaların ilk tepkisi
Trump’ın tarife açıklamasının ardından küresel finans piyasalarında sınırlı da olsa volatilite yaşandı. Avrupa borsalarında otomotiv ve teknoloji şirketlerinin hisselerinde düşüş gözlemlendi. DAX (Almanya), CAC 40 (Fransa) ve OMX (İskandinav piyasaları) endeksleri günü %1’e varan düşüşlerle tamamladı.
ABD borsalarında ise savunma sanayi ve çelik sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin hisselerinde yükseliş kaydedildi. Analistler, Trump’ın açıklamalarının ticaret savaşlarını yeniden gündeme taşıyabileceğine dikkat çekiyor. Bu durum, 2026 yılının ilk çeyreğinde küresel ticaret dengeleri açısından belirleyici olabilir.
ABD iç politikası: Grönland meselesi seçim stratejisi mi?
Trump’ın Grönland açıklaması, sadece dış politik bir adım değil, aynı zamanda yaklaşan seçimler öncesinde ulusalcı seçmene yönelik bir mesaj olarak da değerlendiriliyor. Amerikan kamuoyunda “Amerikan topraklarının genişletilmesi” fikri bazı kesimlerde sempatiyle karşılanırken, muhalefet bu çıkışları “popülist ve gerçeklikten uzak” olarak nitelendiriyor.
Demokrat Parti’den birçok senatör, Trump’ın açıklamasını “ABD dış politikasını itibarsızlaştıran bir çıkış” olarak tanımlarken, Cumhuriyetçi tabanın büyük kısmı Grönland gibi stratejik bir bölgenin ABD’ye kazandırılmasını destekliyor.
Grönland neden bu kadar önemli?
Grönland, dünyanın en büyük adası olmasının yanı sıra, jeopolitik konumu ve yer altı kaynaklarıyla dikkat çekiyor. Doğalgaz, petrol, uranyum ve nadir toprak elementleri açısından zengin olan bölge, küresel enerji dengelerinde stratejik öneme sahip.
Ayrıca Kuzey Kutbu’na yakınlığı, Grönland’ı ABD için savunma ve radar üsleri açısından kritik hale getiriyor. Adada halihazırda ABD’nin Thule Hava Üssü bulunuyor. Ancak ABD, bu varlığı genişletme ve sivil altyapıyı da kontrol etme niyetinde.
Uluslararası hukuk ve mülkiyet sorunu
Grönland, Danimarka Krallığı’na bağlı özerk bir bölge olarak uluslararası hukuka tabidir. Herhangi bir ülkenin bu adayı satın alması ya da ilhak etmesi, uluslararası hukuk açısından son derece tartışmalıdır. Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuk otoriteleri, toprak satın alma veya ilhak girişimlerini egemenlik hakkının ihlali olarak değerlendirmektedir.
Danimarka yönetimi, Trump’ın önerilerini “kabul edilemez” bulurken, Grönland yerel yönetimi de daha önce yaptığı açıklamalarda “satılık olmadıklarını” net biçimde ifade etmişti.
Sonuç: Küresel ticarette yeni bir gerginlik mi doğuyor?
Trump’ın Grönland planı üzerinden Avrupa ülkelerine gümrük tarifesi getirme kararı, ABD ile müttefikleri arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ticaret geriliminin işareti olarak görülüyor. Gelişmelerin uluslararası ticaret, diplomasi ve finans piyasalarında etkileri önümüzdeki haftalarda daha net şekilde hissedilecek.
Uzmanlara göre, 2026 yılı ABD’nin dış politik duruşu ve küresel ticaret politikaları açısından oldukça hareketli geçecek. Grönland’ın satın alınması gibi sıra dışı gündemler ise bu hareketliliğin merkezinde olmaya devam edecek gibi görünüyor.