Döviz Kurları
Döviz Kurları
USD/TRY
%0.16
42,5007
EUR/TRY
%0.05
49,3389
GBP/TRY
%0.05
56,3259
CHF/TRY
%0.37
52,9110
SAR/TRY
%0.15
11,3286
JPY/TRY
%0.11
0,2724
RUB/TRY
%0.76
0,54789
EUR/USD
%0.05
1,16007
EUR/GBP
%0.01
0,8760
GBP/USD
%0.04
1,3242
BRENT/USD
%-0.80
62,39
XAU/TRY
%1.55
179.258,18
XAG/TRY
%5.75
2.397,46
CAD/TRY
%0.57
30,4152
AUD/TRY
%0.45
27,8401
SEK/TRY
%0.58
4,5019
RSD/TRY
%0.07
0,4204
XAU/USD
%1.39
4.217,67

Şimşek: İstanbul’a 554 milyon avro finansman sağladık

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birliğine dair önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı. Şimşek, Dünya Bankası’ndan İstanbul’un afetlere karşı hazırlık kapasitesini artırmak amacıyla 554,4 milyon avro tutarında finansman sağlandığ…

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birliğine dair önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı

blank
Paylaş

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birliğine dair önemli bir gelişmeyi kamuoyuyla paylaştı. Şimşek, Dünya Bankası’ndan İstanbul’un afetlere karşı hazırlık kapasitesini artırmak amacıyla 554,4 milyon avro tutarında finansman sağlandığını duyurdu. Söz konusu finansmanın, İstanbul’un afet ve acil durumlara karşı müdahale kabiliyetini artırmak, altyapı yatırımlarını desteklemek ve risk azaltıcı önlemleri güçlendirmek amacıyla kullanılacağı belirtildi. Bu çerçevede İstanbul’da özellikle deprem riski yüksek bölgelerde acil müdahale sistemlerinin modernizasyonu hedefleniyor.

Afetlere dirençli şehirler için uzun vadeli finansman artıyor

Bakan Şimşek’in açıklamasına göre, 2025 yılı itibarıyla uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla yapılan iş birlikleri sonucunda Türkiye’nin temin ettiği uzun vadeli ve uygun koşullu finansman miktarı 14,7 milyar dolara ulaştı. Bu rakam, son yıllarda artan dış kaynak kullanım kapasitesini ve Türkiye’nin uyguladığı ekonomi programına duyulan güveni yansıtıyor. Şimşek, “Programımıza duyulan güven sayesinde çok taraflı kalkınma bankalarıyla iş birliğimiz güçleniyor,” diyerek, mevcut ekonomik programın uluslararası yatırımcılar ve kalkınma kurumları tarafından desteklendiğine dikkat çekti.

Projenin odak noktası: İstanbul’un dirençli altyapısı

İstanbul, yaklaşık 16 milyonluk nüfusu ve stratejik konumuyla Türkiye'nin ekonomik ve sosyal merkezi konumunda bulunuyor. Aynı zamanda yüksek deprem riski taşıyan bir metropol olarak afetlere karşı dayanıklılığın artırılması kritik önem taşıyor. Dünya Bankası’ndan sağlanan 554,4 milyon avroluk finansman, İstanbul’un altyapı sistemlerinin modernize edilmesini, erken uyarı sistemlerinin kurulmasını, kamu binalarının ve ulaşım ağlarının afet senaryolarına göre güçlendirilmesini kapsayan çok yönlü bir programın parçası olacak. Proje kapsamında, yerel yönetimler, AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı), İçişleri Bakanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi kurumlar arasında koordinasyon sağlanarak kaynakların etkin kullanımı hedefleniyor.

Uluslararası kalkınma bankalarıyla iş birliği güçleniyor

Türkiye'nin son dönemde uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla ilişkilerinde belirgin bir ivme gözleniyor. Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası (EIB), Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) gibi kurumlarla yürütülen projeler, özellikle çevresel sürdürülebilirlik, afet dayanıklılığı, yeşil enerji ve ulaşım altyapısı gibi alanlara odaklanıyor. Bu çerçevede, Dünya Bankası’nın İstanbul projesi, Türkiye’nin afet yönetimi kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik ilk örnek değil. Geçmişte de deprem sonrası yeniden yapılandırma projeleri, risk azaltma programları ve şehir dayanıklılığı başlıkları altında çok sayıda finansman paketi devreye alınmıştı.

Programın finansal yapısı: Uzun vadeli ve düşük faizli kaynak

Dünya Bankası tarafından sağlanan fon, uzun vadeli geri ödeme süresi ve düşük faiz oranlarıyla öne çıkıyor. Bu tür finansman araçları, gelişmekte olan ülkelerin özellikle altyapı, sağlık, eğitim ve afet yönetimi gibi alanlarda yapacağı yüksek maliyetli yatırımlar için ideal kaynaklar sunuyor. Sağlanan kaynak; doğrudan hibe değil, kredi niteliğinde olmakla birlikte, geri ödeme koşullarının uygunluğu ve uzun vadeye yayılması açısından kamu bütçesine ciddi bir yük oluşturmadan yatırımların yapılabilmesini mümkün kılıyor. Bu sayede, merkezi hükümet ve yerel yönetimler eş güdüm içinde projeyi yürütebilecek.

İstanbul'da afet yönetimi ve müdahale sistemleri güçleniyor

İstanbul için hazırlanan afet dirençlilik projesi, birkaç temel başlık altında yapılandırılacak: – **Acil müdahale altyapısının güçlendirilmesi:** İtfaiye, ambulans, kurtarma ve destek birimlerinin koordinasyonu artırılacak. – **Erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması:** Özellikle deprem ve sel gibi afet türlerine yönelik teknolojik uyarı sistemleri kurulacak. – **Kentsel dönüşüm ve yapısal risk azaltımı:** Riskli kamu binaları ve eğitim altyapıları başta olmak üzere yapısal iyileştirmeler gerçekleştirilecek. – **Eğitim ve farkındalık kampanyaları:** Vatandaşların afetlere hazırlık konusunda bilgilendirilmesi sağlanacak. Projenin uzun vadeli etkisi, İstanbul’un sadece bugünkü risklere değil, iklim değişikliğiyle birlikte artan afet tehditlerine karşı da daha hazırlıklı hale gelmesi yönünde olacak.

Türkiye’nin dış kaynak stratejisi güç kazanıyor

Türkiye, ekonomik programında iç kaynakların yanı sıra dış finansman olanaklarını da etkin biçimde kullanmayı amaçlıyor. Özellikle döviz rezervlerinin güçlendirilmesi, kur istikrarının sağlanması ve büyük ölçekli kamu projelerinin mali sürdürülebilirliğini artırmak adına uluslararası finansman olanakları büyük önem taşıyor. Bu kapsamda, Dünya Bankası başta olmak üzere çok taraflı kalkınma bankalarından sağlanan uygun koşullu finansmanlar, bütçe açığına yol açmadan önemli altyapı yatırımlarının hayata geçirilmesini mümkün kılıyor. Bu strateji, aynı zamanda Türkiye’nin kredi notuna ve yatırımcı güvenine de olumlu yansıyor.

Programlara olan güven artıyor

Mehmet Şimşek’in açıklamalarında dikkat çeken bir diğer unsur da, uygulanan ekonomik programa yönelik uluslararası güvenin artması. Son bir yılda para politikası normalleşmesi, mali disiplin adımları ve enflasyonla mücadelede kararlılık, çok taraflı finansal kuruluşların Türkiye ile daha yakın çalışmasını sağladı. “Programımıza duyulan güven sayesinde çok taraflı kalkınma bankalarıyla iş birliğimiz güçleniyor,” ifadesi, bu iş birliklerinin sadece bugünkü projelerle sınırlı kalmayacağını ve gelecekte de devam edeceğini gösteriyor. Özellikle yeşil dönüşüm, dijital ekonomi ve toplumsal kapsayıcılık alanlarında da yeni projelerin yolda olduğu bildiriliyor.

Finansmanın kamuya etkisi: Bütçe yükü oluşmadan yatırım

Sağlanan uluslararası fonların önemli bir avantajı da, devlet bütçesine doğrudan yük oluşturmadan büyük ölçekli kamu yatırımlarının gerçekleştirilebilmesine olanak tanımasıdır. Türkiye’nin kamu borçluluk oranının diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha düşük seyretmesi, bu tarz dış kaynakları etkin kullanabilmesini mümkün kılıyor. Dünya Bankası gibi kuruluşlar, kredi verirken sadece mali kapasiteye değil, aynı zamanda projenin sürdürülebilirliğine, çevresel ve sosyal etkilerine, kurumsal kapasiteye ve şeffaf yönetişim ilkelerine de bakıyor. İstanbul özelindeki afet direnci projesi, tüm bu kriterleri karşılayan bütüncül bir yapı sunuyor.

Gelecek dönemde yeni projeler yolda

Yetkililere göre, İstanbul için sağlanan finansman sadece bir başlangıç. Türkiye genelinde afet riski taşıyan diğer büyükşehirlerde de benzer projeler için hazırlıklar yapılıyor. Ankara, İzmir, Bursa ve Adana gibi metropoller de orta vadede Dünya Bankası ve benzeri kuruluşlardan destek almaya aday. Özellikle Marmara Bölgesi’nde deprem riskinin bilimsel olarak yüksekliği göz önünde bulundurulduğunda, afet riskini azaltmaya yönelik projelerin stratejik önemi daha da artıyor. Hükümet, yerel yönetimler ve uluslararası kuruluşlar arasındaki koordinasyonun güçlenmesiyle bu projelerin daha hızlı ve etkin şekilde hayata geçirilmesi hedefleniyor.

blank

ECB yetkilisi Sleijpen: Faiz seviyesi uygun, riskler dengeli

Prev
blank

Kataoka: BOJ’un faiz artışı 2026’ya kadar ertelenmeli

Sonraki