Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, kasım ayına ilişkin sektörel enflasyon beklentileri verilerini değerlendirdi. Bakan Şimşek, hem hanehalkı hem de reel sektörün 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentilerinde belirgin bir düşüş yaşandığını belirtti. Bu gelişme, uygulanan dezenflasyon odaklı ekonomi politikalarının etkisini göstermesi açısından önemli bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
Enflasyon beklentileri 12 ayda 12 puan geriledi
Mehmet Şimşek’in açıklamasına göre, kasım ayında hem hanehalkı hem de reel sektör tarafında 12 aylık enflasyon beklentileri düşüş gösterdi. Özellikle geçen yılın aynı dönemine kıyasla 12 puanlık bir iyileşme dikkat çekti. Bu gelişme, beklentilerdeki kırılmanın başladığına işaret ediyor.
Bakan Şimşek açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Hanehalkı ve reel sektörün 12 ay sonrası enflasyon beklentileri kasımda geriledi. Geçen yılın aynı dönemine göre beklentiler 12 puan iyileşti. Dezenflasyon odaklı politikalarımızı kararlılıkla uygulamayı sürdürürken enflasyondaki düşüşün devamıyla birlikte beklentilerdeki iyileşmenin güçleneceğini ve fiyatlama davranışlarındaki katılığın azalacağını öngörüyoruz."
Dezenflasyon süreci beklentileri doğrudan etkiliyor
Ekonomik literatürde, enflasyon beklentileri fiyatlama davranışlarını etkileyen en önemli göstergeler arasında yer alıyor. Beklentilerdeki iyileşme, firmaların ve tüketicilerin fiyat belirleme davranışlarında daha rasyonel hareket etmelerini sağlıyor. Türkiye'de uzun süredir süregelen yüksek enflasyonist ortam, bu davranışlarda katılık yaratmıştı.
Ancak uygulanan sıkı para politikaları, mali disiplin, sadeleşen teşvik mekanizmaları ve fiyat istikrarı odaklı adımlar, beklenti kanallarında gözle görülür bir iyileşmeye yol açtı. 2024 yılının ikinci yarısından itibaren baz etkisinin de desteğiyle enflasyonda kalıcı düşüşler bekleniyor. Bu düşüşler, beklentilerin çıpalanmasını sağlayacak ve özellikle gıda, enerji ve kira gibi kalemlerde fiyat artış hızını sınırlayacak.
Merkez Bankası verileri beklentilerdeki kırılmayı doğruluyor
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından yayınlanan Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçları da beklentilerdeki iyileşmeyi destekler nitelikte. Son ankete göre, piyasa aktörlerinin 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 39,1 seviyesinden yüzde 37,5’e geriledi. Aynı şekilde 24 ay sonrası enflasyon beklentileri de sınırlı bir düşüş gösterdi.
Uzmanlar, enflasyon beklentilerinin düşmesinin para politikasının etkinliği açısından kritik olduğunu vurguluyor. TCMB'nin politika faizini yüksek seviyelerde sabit tutarak enflasyonu kontrol altına alma çabası, beklentiler üzerinde doğrudan etkili oluyor. Ayrıca, döviz kurlarındaki dalgalanmaların sınırlanması, ithalat maliyetleri üzerinde baskı oluşturmayarak enflasyonun düşüşünü destekliyor.
Fiyatlama davranışlarındaki katılık çözülmeye başladı
Şimşek'in açıklamasında dikkat çeken bir diğer unsur, fiyatlama davranışlarındaki katılığın azalmaya başlaması oldu. Türkiye ekonomisinde son yıllarda alışkanlık haline gelen “önlemli fiyatlama” ve “gecikmeli fiyat yansıtma” eğilimlerinin zayıfladığı görülüyor.
Bu durum, işletmelerin fiyat politikalarını daha çok talep dinamiklerine ve girdi maliyetlerine göre belirlemeye başladıklarını gösteriyor. Enflasyon beklentilerinin düşmesiyle birlikte tüketici talebinde de daha istikrarlı bir yapı oluşmakta. Bu da fiyat artışlarının hızını yavaşlatan bir faktör olarak öne çıkıyor.
Politikalar kararlılıkla uygulanmaya devam edilecek
Bakan Şimşek açıklamasının devamında, ekonomik istikrarı sağlamak adına kararlı politikaların devam edeceğini vurguladı. Şimşek şöyle dedi:
"Ekonomimizi fiyat istikrarının sağlandığı, verimliliğin arttığı ve refah düzeyinin yükseldiği güçlü bir yapıya kavuşturmak için gerekli adımları kararlılıkla atmaya devam edeceğiz."
Bu açıklama, hükümetin 2024 ve 2025 dönemine ilişkin Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerine bağlılığını ve ekonomi yönetiminin güven veren duruşunu yansıtıyor. OVP kapsamında 2025 yılı sonunda enflasyonun yüzde 14’e kadar düşmesi hedefleniyor. Bunun yanı sıra kamu maliyesinde disiplinin sağlanması, cari açığın azaltılması ve yapısal reformların hızlandırılması da programın öncelikli başlıkları arasında yer alıyor.
Enflasyondaki düşüş sosyal dengeye de katkı sağlayacak
Enflasyon oranlarının düşmesi, yalnızca makroekonomik istikrar açısından değil, aynı zamanda sosyal denge açısından da kritik öneme sahip. Yüksek enflasyon dönemlerinde dar ve sabit gelirli kesimlerin satın alma gücünde ciddi kayıplar yaşanırken, beklentilerdeki iyileşme sayesinde bu kesimlerin refah düzeyi korunmuş olacak.
Ayrıca, ücret artışları, sosyal yardımlar ve vergi politikaları gibi mekanizmaların daha öngörülebilir hale gelmesi, hem kamu harcamalarının yönetimi hem de iş gücü piyasasının dengelenmesi açısından olumlu etkiler yaratacak. Enflasyondaki istikrarlı düşüş, aynı zamanda tasarruf eğilimini güçlendirerek finansal sistemin derinleşmesine katkı sağlayabilir.
Yatırımcı güveni artıyor, risk primi düşüyor
Ekonomide beklenti yönetimi, yalnızca içeride değil dışarıda da etkisini gösteriyor. Türkiye’nin 5 yıllık CDS (kredi temerrüt takası) primi son dönemde 300 baz puanın altına gerileyerek yatırımcı güveninde iyileşmeye işaret etti. Bununla birlikte Türkiye tahvillerine olan yabancı ilgisinde de gözle görülür bir artış yaşandı.
Beklentilerdeki bu iyileşme, doğrudan yatırımları ve portföy yatırımlarını da teşvik edici bir rol oynayabilir. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye'nin mali ve parasal politikalarındaki uyumun sürmesi halinde ülke notlarının pozitif yönde revize edilebileceğini öngörüyor.
Sonuç: Dezenflasyon süreci ekonomide kalıcı istikrarı hedefliyor
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamaları, Türkiye ekonomisinin dezenflasyon sürecine kararlılıkla devam ettiğini gösteriyor. Enflasyon beklentilerindeki düşüş, yalnızca güncel verilerle sınırlı kalmayıp, gelecek döneme ilişkin pozitif sinyallerin de habercisi niteliğinde.
Para ve maliye politikaları arasındaki uyum, beklenti yönetimi, kamu maliyesindeki disiplin ve yapısal reformların etkili biçimde uygulanması; Türkiye’nin fiyat istikrarına ulaşmasında kritik bir rol oynayacak. Şimşek’in belirttiği gibi, bu sürecin sonunda yalnızca enflasyonun düşürülmesi değil, aynı zamanda üretkenliğin artması ve refahın yaygınlaşması hedefleniyor.