Avustralya Merkez Bankası (RBA), 3-4 Kasım tarihlerinde gerçekleştirdiği politika toplantısına ait tutanakları yayımladı. Tutanaklar, bankanın mevcut nakit faiz oranı olan yüzde 3,6’yı “hafif kısıtlayıcı” olarak tanımlasa da, bazı göstergelerin bu değerlendirmeyi değiştirebileceğini ortaya koydu. Merkez Bankası, özellikle yatırımcılara verilen konut kredilerindeki artışın, mevcut faiz düzeyinin artık yeterince kısıtlayıcı olmayabileceğine işaret ettiğini vurguladı. Banka ayrıca, ekonomik verilerde yukarı yönlü sürprizler görülmesi durumunda faizlerin sabit tutulabileceğini belirtti.
Talepte toparlanma, faizlerin sabit kalmasını destekleyebilir
RBA yönetim kurulu, talebin beklenenden güçlü toparlanması veya enflasyonun kalıcı şekilde yüksek kalması gibi senaryolarda mevcut faiz oranını korumanın daha uygun olacağını belirtti. Buna karşılık, iş gücü piyasasında ciddi bir zayıflama ya da ekonomik toparlanmanın duraksaması halinde, para politikasında daha fazla gevşeme gündeme gelebilir. Banka bu ay içinde faiz oranlarını değiştirmeyerek, bu yıl yaptığı üç indirimin ardından politika faizini sabit tutmuştu. Ancak yayımlanan tutanaklar, bankanın tamamen sabit durma yanlısı olmadığını ve gelen verilere bağlı olarak kararlarını güncellemeye açık olduğunu gösteriyor.
Enflasyon beklentisi hedefin üzerinde
Üçüncü çeyrekte gelen enflasyon verilerinin beklenenden yüksek çıkması, RBA'nın enflasyonun 2026 yılının ortasına kadar yüzde 2-3 hedef bandının üzerinde kalacağını öngörmesine neden oldu. Banka, enflasyonun hedef aralığının orta noktası olan yüzde 2,5’in üzerinde, yüzde 2,6 seviyesinde istikrar kazanmasını bekliyor. Bu durum, enflasyonun kontrol altına alınmasının beklenenden uzun süreceği sinyallerini veriyor ve para politikasında temkinli duruşun sürmesine neden oluyor.
İşgücü piyasasındaki toparlanma dikkat çekiyor
RBA'nın iş gücü piyasasına yönelik kaygıları da, gelen son verilerle bir miktar zayıfladı. Ekim ayında istihdamda güçlü bir artış gözlemlenirken, işsizlik oranı yüzde 4,3'e gerileyerek tahminleri aştı. Bu gelişme, ekonomik canlılığın halen sürdüğüne işaret ederken, faiz indirimleri konusunda acil bir ihtiyaç olmadığını da gösterdi. Kurul, çeşitli senaryolar arasında hangisinin gerçekleşeceği konusunda net bir öngörüde bulunmadıklarını ve bu nedenle para politikasında veriye bağlı bir yaklaşımı sürdüreceklerini vurguladı.