Philadelphia Fed Başkanı Anna Paulson, yaklaşan Aralık ayı FOMC toplantısına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, para politikasının artık destekleyici bölgeye yaklaşmakta olduğunu söyledi. Son iki faiz indirimi kararını desteklediğini hatırlatan Paulson, "Her faiz indirimi, bir sonraki adım için eşiği daha da yükseltiyor" diyerek 9-10 Aralık’ta yapılacak toplantıya "temkinli" yaklaşacağını belirtti.
Paulson: Para politikası artık sınırlayıcıdan destekleyiciye kayıyor
Paulson, faiz oranlarının geldiği seviyenin, ABD ekonomisinin genel performansını sınırlamak yerine artık bazı alanlarda destekleyici konuma geçebileceğini belirtti. Bu söylem, Fed’in politika alanında bir geçiş evresine girmekte olduğuna dair güçlü bir sinyal olarak yorumlandı.
Paulson, “Enflasyondaki kalıcılık riski ve iş gücü piyasasında görülen yavaşlamanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Para politikası şu anda ince bir çizgide ilerliyor” ifadelerini kullandı.
Philadelphia Fed Başkanı'nın Aralık ayındaki toplantıda oy hakkı bulunmuyor. Ancak 2026 yılı itibarıyla Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantılarında oy hakkına sahip olacak. Bu da Paulson’ın görüşlerinin önümüzdeki dönem para politikası yönlendirmeleri açısından daha da önemli hale gelmesini sağlıyor.
İstihdam görünümünde sektörel ayrışma dikkat çekiyor
Paulson, ABD’de açıklanan Eylül ayı istihdam verilerini “teşvik edici” olarak nitelendirdi. Rapor, işsizlik oranı %4,4’e yükselmesine rağmen, iş gücü arzı ile iş yaratma hızının belirli bir dengeye ulaştığını ortaya koydu. Ancak Paulson, istihdam artışının büyük ölçüde sağlık ve sosyal yardım sektörlerinde yoğunlaştığına işaret ederek, bu durumun genel ekonomik aktivitedeki yavaşlamayı işaret ediyor olabileceğini belirtti.
Bu sektörel yoğunlaşma, iş gücü piyasasındaki esnekliğin azaldığı ve bazı endüstrilerde talep daralmasının başladığı şeklinde yorumlandı. Paulson, bu dinamiklerin ileriye dönük ekonomik büyüme görünümü üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti.
Enflasyonun kalıcılığına karşı uyarı: Beş yıldır %2’nin üzerinde
Paulson, enflasyonun uzun süredir hedeflenen seviyenin üzerinde seyrettiğini hatırlattı. “Enflasyonun beş yıldır %2 seviyesinin üzerinde kalması, geçici faktörlerle açıklanamayacak bir yapısal soruna işaret ediyor olabilir” değerlendirmesini yaptı.
Tarifelerin ve geçici maliyet baskılarının sürekli enflasyon üretmeyeceği görüşünü koruduğunu söyleyen Paulson, buna rağmen talep yavaşlamasının fiyat baskılarını sınırladığını belirtti. Bu bağlamda, mevcut para politikasının yeterli düzeyde kısıtlayıcı olduğu yönündeki görüşlerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti.
Düşük gelirli haneler zorluk yaşıyor, büyüme sınırlı kesimden geliyor
Paulson, ekonomik verilerin ABD genelinde pozitif seyrettiğini kabul ederken, gelir grupları arasında ciddi bir ayrışma olduğunu vurguladı. Özellikle düşük ve orta gelirli haneler için fiyat baskılarının hâlen ciddi bir sorun olduğunu belirtti.
“Yüksek gelirli tüketicilerin harcamaları büyümeyi taşırken, daha az gelirli kesimlerin marjinal harcamaları baskılanıyor. Bu da büyümenin hisse senedi değerlemelerine ve finansal koşullara daha duyarlı hâle gelmesine yol açıyor,” ifadelerini kullandı.
Bu durum, ABD ekonomisinde kırılganlıkların artmasına ve tüketim tabanının daralmasına neden olabilir. Fed’in bu sosyal ve demografik farklılıkları para politikası analizlerine daha fazla entegre etmesi gerektiği yönünde akademik yorumlar giderek artıyor.
Aralık toplantısına temkinli bakış: İndirim döngüsü sona mı yaklaşıyor?
Paulson’ın vurguladığı önemli bir diğer nokta da her faiz indiriminin bir sonrakini zorlaştırdığıydı. “Faiz indirimlerinin arka arkaya yapılması, ilerideki adımlar için manevra alanını daraltıyor. Bu nedenle Aralık FOMC toplantısı için oldukça dikkatliyim” dedi.
Paulson’un bu temkinli duruşu, Fed’in indirim döngüsünün artık sonuna yaklaşıldığına dair sinyaller olarak yorumlandı. Piyasa fiyatlamaları da bu görüşü destekliyor. Aralık ayında faiz indirimi olasılığı %39 seviyelerine kadar gerilemiş durumda.
Para politikasında 'bekle-gör' yaklaşımı öne çıkıyor
Paulson’un açıklamaları, Fed’in gelecekteki adımlarında daha fazla veri odaklı hareket edeceğini ortaya koyuyor. Son dönemde Fed üyeleri tarafından sıkça kullanılan “bekle-gör” yaklaşımı, merkez bankasının kısa vadede politika faizini sabit tutma eğiliminin güçlendiğini gösteriyor.
Bununla birlikte, ekonomik verilerde sert bir bozulma yaşanması hâlinde Fed’in refleks gösterebileceği ancak ani politika değişikliklerinden kaçınılacağı yönünde bir konsensüs oluşmuş durumda. Bu durum, hem enflasyon yönetimi hem de finansal istikrar açısından dengeli bir politika izlemenin önemini ortaya koyuyor.
Piyasalara etkisi: Dolar ve tahvil piyasası yön arıyor
Paulson’ın açıklamaları sonrasında dolar endeksi yatay seyrederken, ABD 10 yıllık tahvil faizleri sınırlı şekilde geriledi. Bu durum, piyasanın Fed’den gelen açıklamaları daha temkinli bir iyimserlikle değerlendirdiğini gösterdi. Altın ve diğer değerli metaller ise açıklamaya sınırlı tepki verdi.
Özellikle Paulson’ın “para politikasının ince bir çizgide olduğu” vurgusu, Fed’in aşırı genişlemeci adımlar atmaktan kaçınacağına dair beklentileri güçlendirdi. Bu da hisse senedi piyasalarında belirli sektörlerde kar realizasyonlarına yol açabilir.
Uzun vadeli hedef: Enflasyonu %2’ye döndürmek
Paulson açıklamasının sonunda, Fed’in uzun vadeli hedefi olan %2 enflasyon oranına ulaşma konusundaki kararlılığını sürdürdüğünü belirtti. “Enflasyon yukarı, istihdam aşağı yönlü risk taşırken, Fed’in para politikasında istikrarı koruması büyük önem taşıyor,” dedi.
Bu açıklama, Fed’in ikili görev anlayışı (fiyat istikrarı ve maksimum istihdam) doğrultusunda her iki hedefi de aynı anda gözeterek hareket edeceği şeklinde değerlendirildi.
Sonuç: Fed yön arıyor, Paulson temkinli ama kararlı
Philadelphia Fed Başkanı Anna Paulson’ın açıklamaları, ABD Merkez Bankası’nın para politikasında kritik bir eşikte olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Faizlerin yeterince yüksek seviyelere ulaştığı, ancak enflasyonun hâlen kontrol altında olmadığı bir dönemde, Fed üyelerinin dikkatli hareket etme eğiliminde olduğu görülüyor.
Paulson’ın değerlendirmeleri, piyasalar için net bir yönlendirme olmasa da, para politikasının gelecekteki seyrine dair önemli ipuçları sunuyor. Aralık toplantısı sonrası yapılacak yeni projeksiyonlar ve açıklamalar, Fed’in 2026 yılında nasıl bir yol haritası izleyeceğini daha net gösterecek.