Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin liderliğinde kurulan yeni büyüme stratejisi panelinin üyelerinden biri olan ekonomist Goushi Kataoka, Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) para politikasında aceleci davranmaması gerektiğini söyledi. Kataoka, faiz artışı için en uygun zamanın 2026 yılının Mart veya Nisan ayları olabileceğini ifade etti. Kataoka, BOJ’un faiz politikasında normalleşme sürecine geçerken dikkatli ve kademeli adımlar atması gerektiğini vurguladı. Aralık 2025 veya Ocak 2026’da faiz artırmanın “erken” olacağını savunan Kataoka, Japon ekonomisindeki kırılganlıklar ve döviz piyasasındaki oynaklıklar nedeniyle erken faiz artışlarının risk oluşturabileceğini belirtti.
"Yen’in aşırı zayıflaması istenmeyen bir durum"
Goushi Kataoka, Japon yeni’nin son dönemde Amerikan doları karşısında yaşadığı değer kaybına da dikkat çekerek, bu durumun hem ithalat maliyetlerini artırdığını hem de iç talebi olumsuz etkilediğini belirtti. Ona göre, BOJ’un faiz artışına gitmesi, eğer zamanlaması doğru ayarlanmazsa, yen üzerindeki değer kaybını daha da derinleştirebilir. Bu nedenle Kataoka, Japon hükümetinin döviz müdahalesi seçeneğini göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi. “Aşırı yen zayıflaması istenmeyen bir durumdur. Bu durum ithalat enflasyonunu artırabilir ve düşük gelirli haneler üzerinde baskı oluşturabilir” dedi. Döviz piyasalarında yaşanan oynaklık, Japon ekonomisinin uzun süredir karşı karşıya kaldığı sorunlardan biri. Özellikle enerji ve hammadde ithalatına yüksek derecede bağımlı olan Japonya için, kurdaki hızlı değişimler ekonomik istikrarı tehdit ediyor.
Kapsamlı teşvik paketi önerisi: 23 trilyon yenlik büyüme desteği
Kataoka, sadece para politikasıyla ekonomik istikrarın sağlanamayacağını belirterek, maliye politikasının da etkin şekilde devreye girmesi gerektiğini savundu. Bu kapsamda Japon hükümetine, 2025 yılı içinde hayata geçirilmek üzere yaklaşık 23 trilyon yen (yaklaşık 155 milyar dolar) büyüklüğünde bir teşvik paketi önerdi. Bu paketin iki bölümden oluşması gerektiğini belirten Kataoka, finansmanın 10 trilyon yenlik kısmının yeni tahvil ihracı yoluyla, geri kalan 13 trilyon yenlik kısmının ise vergi ve vergi dışı gelirlerle sağlanabileceğini ifade etti. “Mali teşvik olmadan, özel sektörün yatırım iştahı sınırlı kalır. Kamu yatırımı ve tüketimi teşvik etmek ekonomik büyüme için kritik olacaktır,” dedi.
BOJ’un temkinli duruşu: Enflasyonun kalıcılığı tartışılıyor
Japonya Merkez Bankası, 2024 yılı itibarıyla yıllardır uyguladığı ultra gevşek para politikasında yavaş yavaş geri çekilme sinyalleri vermeye başladı. Ancak enflasyonun yapısal olarak kalıcı hale gelip gelmediği hâlen belirsiz. BOJ yetkilileri, maaş artışlarının istikrarlı olmaması ve tüketici harcamalarının durağan seyretmesi nedeniyle, çekirdek enflasyonun hedef seviyelere oturmasının zaman alacağını düşünüyor. Goushi Kataoka, BOJ’un bu konuda aceleci davranmasının Japon ekonomisinde istenmeyen dalgalanmalara yol açabileceği uyarısında bulundu. Ona göre, faiz artırımı yapılmadan önce reel ücret artışlarının kalıcı hale geldiğine dair güçlü verilerin elde edilmesi gerekiyor. “Eğer tüketici fiyatlarındaki artış, hanehalkı gelirleriyle desteklenmiyorsa, talep yönlü büyümeden bahsetmek zorlaşır. Bu nedenle erken faiz artışı, ekonomik toparlanmayı zayıflatabilir,” değerlendirmesinde bulundu.
2026’da faiz artışı için zemin hazırlanmalı
Kataoka, Mart veya Nisan 2026 dönemini Japonya’nın faiz artışı açısından en uygun zaman dilimi olarak değerlendirdi. Bu dönemde ekonominin mevcut reformlarla birlikte daha güçlü bir zemine oturmuş olacağını ve iç talebin toparlanacağını öngördüğünü belirtti. Bu görüş, BOJ’un mevcut temkinli duruşuyla örtüşüyor. Banka, 2025 yılı boyunca faizleri sabit tutarak fiyat istikrarı ve döviz dengesi açısından daha güvenli bir geçiş süreci planlıyor. Ayrıca, BOJ’un bu dönemde bilanço küçültme planlarını hızlandırması ve devlet tahvili alımlarını azaltması bekleniyor.
Yapısal reformlar büyüme stratejisinin merkezinde
Yeni kurulan büyüme paneli, Japonya’nın sadece kısa vadeli ekonomik sorunlarına değil, aynı zamanda demografik zorluklar, işgücü verimliliği ve dijital dönüşüm gibi yapısal meselelere de odaklanacak. Goushi Kataoka, uzun vadeli büyüme stratejilerinde para politikası kadar yapısal reformların da belirleyici olacağını vurguladı. Kataoka, özellikle genç nüfusu iş gücüne kazandıracak politikalar, kadın istihdamını artıracak düzenlemeler ve küçük-orta ölçekli işletmelere dijital desteklerin öncelik taşıdığını söyledi. “Faiz politikası geçici bir denge sağlar, ama sürdürülebilir büyüme ancak reformlarla mümkün olur,” ifadelerini kullandı.
Japonya'nın borçluluğu ve bütçe disiplini
Japonya, gelişmiş ekonomiler arasında en yüksek kamu borcu/GSYH oranına sahip ülkelerden biri. Bu nedenle teşvik paketlerinin finansman modeli de büyük önem taşıyor. Goushi Kataoka’nın önerdiği hibrit model – yani tahvil ihracı ile vergi gelirlerinin birlikte kullanılması – bu yükün dağıtılmasını ve bütçe disiplininin korunmasını amaçlıyor. Ayrıca, vergi dışı gelirlerin artırılması için devlet mülkiyetindeki bazı varlıkların değerlendirilmesi, lisans gelirleri ve kamu iştiraklerinden elde edilen temettülerin etkin kullanımı gündemde. Bu sayede, yeni borçlanma gereği minimize edilerek mali denge korunabilecek.
Piyasa tepkisi: Temkinli ton güven veriyor
Goushi Kataoka’nın açıklamaları, piyasa aktörleri tarafından pozitif karşılandı. Erken faiz artışı konusunda temkinli olunması, yatırımcıların orta vadeli strateji planlamasında öngörülebilirliği artırıyor. Özellikle Japon tahvil piyasasında bu açıklamanın ardından volatilite azaldı. Döviz piyasalarında da Japon yeni, açıklamaların ardından kısa vadeli toparlanma sinyalleri verdi. Ancak analistler, BOJ’un sözlü yönlendirmelerinin tek başına yeterli olmayabileceğini, piyasalara somut takvim ve adımlar sunulmasının önem taşıdığını belirtiyor.