ABD'deki Bağımsız Kongre Bütçe Ofisi (CBO), Başkan Donald Trump döneminde başlatılan ve halen uygulanan ithalat tarifelerinin ekonomik etkilerine ilişkin yeni projeksiyonlarını yayımladı. CBO’nun tahminlerine göre bu tarifelerin 2035 yılına kadar sürdürülmesi halinde, ülkenin bütçe açığı yaklaşık 3 trilyon dolar azalabilir. Ancak bu rakam, kurumun Ağustos 2025’te yaptığı 4 trilyon dolarlık önceki tahminin altında kaldı.
Tarife gelirleri ABD bütçesinde önemli yer tutmaya başladı
CBO, 6 Ocak ile 15 Kasım arasında yürürlükte olan gümrük tarifelerine dayanarak hazırladığı analizde, birincil açıkların 11 yıllık süreçte 2,5 trilyon dolar düşmesini bekliyor. Bunun yanında, devletin borçlanma maliyetleri de 500 milyar dolar civarında azalacak. Ağustos ayındaki tahminlerde bu rakamlar sırasıyla 3,3 trilyon dolar ve 700 milyar dolar olarak belirtilmişti.
Tahminlerdeki bu düşüşün temel nedeni, modellemelerde kullanılan yeni ekonomik veriler ile Trump yönetiminin bazı gümrük politikalarında yaptığı güncellemeler oldu. Özellikle bazı mallarda uygulanan tarife oranlarının revize edilmesi, tahminlerde aşağı yönlü bir düzeltmeye yol açtı.
Trump: Tarifeler hazine için bir gelir kaynağı
Eski Başkan Donald Trump, uygulamaya koyduğu ithalat vergilerinin ABD Hazinesi için doğrudan bir gelir kaynağı oluşturduğunu savunuyor. Trump, başkanlığı döneminde Çin başta olmak üzere birçok ülkeye yönelik ticaret politikalarını sertleştirerek gümrük vergilerini artırmıştı.
Ancak bu politikaların etkileri yalnızca kamu gelirleriyle sınırlı kalmadı. Artan ithalat maliyetleri, ürün fiyatlarına yansırken, ekonomistler bu durumun enflasyonist baskıları artırdığı görüşünde birleşiyor. CBO da bu etkiyi dolaylı olarak kabul ediyor; zira ithalatın azalması ve iç üretimin desteklenmesi kamu gelirlerini artırsa da tüketici harcamaları ve fiyatlar üzerinde riskler yaratıyor.
Eleştirmenler: Tüketici üzerindeki yük artıyor
Trump’ın tarifelerine yönelik eleştiriler özellikle tüketici fiyatları üzerindeki etkiler nedeniyle yoğunlaşıyor. Ekonomistlere göre ithalata uygulanan ek vergiler, ürünlerin nihai fiyatlarını yükselttiği için hanehalkı harcamaları üzerinde baskı oluşturuyor. Bu durum, özellikle orta ve alt gelirli grupların satın alma gücünü doğrudan etkiliyor.
Bazı çalışmalarda, tarife uygulanan sektörlerde ortalama fiyat artışının %10'u bulduğu belirtiliyor. Bu artış, enflasyon rakamlarını yukarı çekerken, Fed’in faiz politikalarını da dolaylı yoldan etkileyebiliyor.
ABD kamu maliyesi açısından pozitif senaryo
Ancak CBO’nun değerlendirmesi, Trump’ın tarifelerinin kamu gelirleri üzerindeki olumlu yönünü vurguluyor. ABD’de artan kamu borcu ve bütçe açıkları göz önüne alındığında, gümrük vergileri kısa vadede mali disiplini güçlendirebilir.
Özellikle 2024 itibarıyla 34 trilyon dolara yaklaşan ABD’nin toplam federal borcu düşünüldüğünde, her gelir kalemi stratejik önem taşıyor. Bu kapsamda ithalat vergileri, borçlanma ihtiyacını sınırlayarak devlet tahvil faizleri üzerinde de olumlu etki yaratabilir.
CBO neden revize etti? Ekonomik beklentiler değişiyor
CBO’nun Ağustos tahminlerinden bu yana revizyona gitmesindeki temel nedenler arasında, ithalat hacmi, iç talep eğilimleri ve küresel ticaretin yönü yer alıyor. 2023-2024 döneminde ABD tüketicisinin bazı kalemlerde alternatif kaynaklara yönelmesi, ithalat gelirlerini beklenenin altında bıraktı. Bu da tarife gelirlerinin düşüş göstermesine neden oldu.
Öte yandan Çin’den ithalata uygulanan vergilerin bir bölümünde istisnai uygulamalar ve muafiyetler devreye alındı. Bu durum, tahminlere yansıdı. Yine de tarifelerin sürdürülebilirliği, 2025 seçimleri sonrası politik atmosferle şekillenecek.
Ticaret politikaları siyasi tartışmaların odağında
Trump’ın tarife politikası, ABD’de yaklaşan başkanlık seçimleri öncesi ekonomik söylemlerin merkezinde yer alıyor. Cumhuriyetçiler tarifeleri hem kamu maliyesi hem de yerli üretimi koruma aracı olarak savunurken, Demokratlar ise enflasyon ve dış ticaret ilişkileri üzerindeki olumsuz etkileri ön plana çıkarıyor.
Analistler, bu politikaların ABD’nin ticaret ortaklarıyla ilişkilerinde gerilim yaratabileceğini, Dünya Ticaret Örgütü (WTO) düzeyinde de tartışmalara neden olabileceğini vurguluyor. Avrupa Birliği ve Çin gibi büyük ticaret ortakları zaman zaman ABD’nin bu yaklaşımına karşılık verdi.
Global etkiler: Gümrük duvarlarının geri dönüşü
Trump döneminde uygulanan tarifelerin bir başka etkisi ise, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar oldu. ABD’nin ithalat politikalarındaki sertleşme, bazı sektörlerde ürün tedarikinde aksamalar yarattı. Bu durum yalnızca ABD içinde değil, küresel pazarlarda da fiyat istikrarsızlıklarına yol açtı.
Bu gelişmeler, özellikle teknoloji, otomotiv ve tekstil gibi alanlarda tedarik zinciri risk yönetimi stratejilerinin gözden geçirilmesine neden oldu. Çok uluslu şirketler, Asya merkezli üretimi çeşitlendirmeye yönelerek alternatif üretim merkezleri aramaya başladı.
Uzman görüşü: Ekonomi ve politika dengesinde zor bir tercih
Uzmanlar, ithalat tarifelerinin kısa vadede kamu gelirlerine katkı sağlarken, uzun vadede tüketici refahı ve uluslararası ticaret dinamikleri açısından olumsuz etkiler yaratabileceği konusunda hemfikir. Bu nedenle ekonomi politikalarında bu tür kararların geniş kapsamlı etki analizleriyle alınması gerektiği vurgulanıyor.
Son CBO raporu, tarifelerin sürdürülebilirliğini bütçe açığı perspektifinden ele alsa da, kamuoyu ve piyasa dinamiklerinin bu politikaların geleceğini belirleyeceği açıkça görülüyor.
Sonuç: Tarifeler bütçeyi rahatlatabilir ama riskleri var
CBO'nun güncel tahminlerine göre, Başkan Trump döneminde uygulanan ithalat tarifeleri 2035 yılına kadar devam ederse, ABD’nin birincil bütçe açığı 2,5 trilyon dolar azalabilir. Devletin borçlanma maliyetleri ise yaklaşık 500 milyar dolar düşebilir. Ancak bu kazanımların enflasyon, tüketici refahı ve küresel ticaret üzerindeki olası olumsuz etkileri, ekonomik karar alıcılar için denge arayışını zorunlu kılıyor.
Önümüzdeki dönemde ABD'nin ticaret politikalarının yönü, yalnızca ülke içi ekonomiyi değil, dünya ticaret sistemini de etkilemeye devam edecek.