Japonya Başbakanı Sanae Takaichi’nin ekonomi büyüme stratejisi panelinde görev yapan Goushi Kataoka, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) kısa vadede faiz artışı adımı atmasının olası olmadığını belirtti. Bloomberg’e verdiği röportajda konuşan Kataoka, bu yılın sonuna kadar genişletilmiş bir mali paket uygulamaya konulmadan faiz artışının zamanlamasının doğru olmayacağını ifade etti. Kataoka’nın değerlendirmeleri, Japonya ekonomisinde toparlanma sinyallerinin henüz yeterince güçlü olmadığını ve iç talep artışı sağlanmadan para politikasında sıkılaşmanın erken olacağına işaret ediyor.
20 trilyon yenlik ek bütçe talebi dikkat çekti
Kataoka, Japonya hükümetinin içinde bulunduğu mali yıl için yaklaşık **20 trilyon yen** (yaklaşık 133 milyar dolar) büyüklüğünde bir ek bütçeye ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Bu rakam, önceki Başbakan’ın 2023’te sunduğu 13,9 trilyon yenlik ek paketten oldukça yüksek. Bu bütçenin, doğrudan tüketici harcamalarını ve yatırımları artıracak kalemleri içermesi gerektiğini savunan Kataoka, “Ek harcama programının doğru yapılandırılması durumunda iç talep 2025’in ilk çeyreğinde canlanabilir ve Mart ayında faiz artırımı koşulları oluşabilir,” dedi.
Ekonomik paket bu hafta açıklanacak
Beklenen ekonomik paketin detayları bu hafta Japonya hükümeti tarafından açıklanacak. Uzmanlar, paketin büyüklüğü kadar içeriğinin de piyasalar açısından kritik öneme sahip olacağına dikkat çekiyor. Özellikle doğrudan gelir destekleri, altyapı yatırımları ve yeşil dönüşüm projeleri gibi alanlara ayrılacak kaynakların, iç talep üzerindeki etkisi büyük olacak. Kataoka, güçlü ve hedefe yönelik harcamaların, enflasyonu sürdürülebilir seviyede tutarak BOJ’un para politikası normalleşmesini daha sağlıklı bir zemine taşıyabileceğini savundu.
Ekonomistler: Faiz artışı beklentileri ötelenebilir
Japonya'da birçok piyasa analisti, BOJ’un Ocak ayında faiz artırımına gitmesini bekliyor. Ancak Kataoka’nın ifadeleri bu beklentinin gecikebileceğine işaret ediyor. Özellikle enflasyonun hedefin altında kalması ve ekonomik büyümede görülen kırılganlık, BOJ’u daha temkinli olmaya itiyor. Bu durum, Japon yeni üzerinde baskıya neden olabilirken, uzun vadeli devlet tahvili getirilerinin de yükselmesine yol açabilir. Öte yandan, yüksek bütçeli kamu harcamalarının yaratacağı büyüme beklentisi, orta vadeli tahvil piyasalarında oynaklık yaratabilir.
Japon ekonomisi üçüncü çeyrekte daraldı
Japonya ekonomisi, Eylül ayı itibarıyla sona eren 2024 yılı üçüncü çeyreğinde, son altı çeyrek dönem içinde ilk kez daralma gösterdi. Gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYH) verileri, iç tüketim ve ihracatta zayıflamanın ekonomik aktiviteyi olumsuz etkilediğini ortaya koydu. Daralmanın en büyük nedenleri arasında enerji fiyatlarındaki artış, düşük ücret artışları ve yavaşlayan dış talep bulunuyor. Bu ortamda kamu harcamalarıyla ekonomiyi canlandırmak isteyen hükümetin başarılı olup olamayacağı, 2025 para politikası stratejileri için belirleyici olacak.
Enflasyon hâlâ %2'nin altında seyrediyor
Japonya Merkez Bankası’nın hedeflediği %2’lik çekirdek enflasyon oranı, halen bu seviyenin altında kalıyor. Gıda ve enerji fiyatları hariç tutulan bu gösterge, iç talep kaynaklı enflasyonun henüz istenen düzeye ulaşmadığını gösteriyor. Enflasyonun düşük seyretmesi, para politikalarının sıkılaştırılması için yeterli gerekçe oluşturmadığı gibi, ücret artışlarının da kalıcı hale gelmediğini ortaya koyuyor. Japonya’da kalıcı enflasyon yaratmak, BOJ’un son on yılda en zorlu mücadelelerinden biri olmaya devam ediyor.
Eski BOJ yöneticileri de erken faiz artışına karşı
BOJ’un eski başkan yardımcısı Masazumi Wakatabe de geçen hafta yaptığı açıklamada, Japon ekonomisinin hâlâ zayıf konumda olduğunu belirterek erken faiz artışının riskli olacağı uyarısında bulundu. Wakatabe’ye göre, potansiyel büyüme oranı düşük olan bir ekonomide talep eksikliği sürerken para politikasını sıkılaştırmak, büyümeyi baskılayabilir. Wakatabe’nin bu görüşü, Kataoka’nın değerlendirmeleriyle örtüşüyor ve BOJ’un para politikalarında daha sabırlı olması gerektiği yönündeki genel kanaati destekliyor.
BOJ’un politika normalleşmesi için koşullar oluşmadı
Yıllardır negatif faiz oranı uygulayan Japonya Merkez Bankası, pandemi sonrası dönemde diğer büyük merkez bankaları gibi sıkı para politikalarına yönelmedi. BOJ, ultra gevşek para politikalarını uzun süre sürdürdü ve şu ana kadar sadece kademeli değişiklikler yaptı. Ancak 2025’te küresel merkez bankalarının faiz indirimlerine yönelmesiyle birlikte BOJ’un da bu döngüye nasıl yanıt vereceği yakından izleniyor. Kataoka’nın ifadeleri, BOJ’un faiz artırımı konusunda acele etmeyeceğine ve daha fazla veri görmeden harekete geçmeyeceğine işaret ediyor.
Küresel yatırımcılar Japonya piyasasına temkinli yaklaşıyor
BOJ’un olası faiz artışını ertelemesi, kısa vadede Japonya hisse senedi piyasalarına olumlu yansısa da, uzun vadeli tahvillerde oynaklık yaratabilir. Japon yeni üzerindeki baskı artarken, yabancı yatırımcıların Japonya piyasalarındaki pozisyonlarını yeniden değerlendirmesi bekleniyor. Ayrıca, Japonya'nın dev kamu borcu ve artan bütçe açıkları, ülkenin kredi notu üzerinde baskı yaratmaya devam edebilir. Bu nedenle, harcama paketlerinin etkisi kadar finansal sürdürülebilirliği de piyasalarda dikkatle izlenecek.
Sonuç: Mart 2025 öncesi faiz artırımı düşük ihtimal
Goushi Kataoka’nın yorumları, BOJ’un kısa vadede para politikası sıkılaştırmasına gitme ihtimalinin düşük olduğunu ortaya koyuyor. İç talebin güçlenmesi, enflasyonun kalıcı olarak hedefin üzerine çıkması ve ekonomik büyümenin ivme kazanması gibi kriterler sağlanmadan, BOJ'un faiz artırımı ihtimali sınırlı kalabilir. Ekonomik paketlerin büyüklüğü, etkinliği ve zamanlaması ise 2025’in para politikası rotasını belirleyecek en kritik faktörler arasında yer alıyor.