İngiliz Financial Times gazetesi tarafından yayımlanan habere göre, ABD'nin Ukrayna için hazırladığı barış planı Kiev’in bazı topraklarını bırakmasını ve NATO'nun gelecekteki genişlemesine sınırlamalar getirilmesini öngörüyor. Haberde yer alan 28 maddelik taslağın, ABD ve Rus yetkililerince ortak hazırlandığı ve planın önemli ölçüde Rusya’ya tavizler içerdiği ileri sürülüyor.
Planın içeriği: Donetsk’ten çekilme, NATO'dan vazgeçiş
Financial Times'ın aktardığına göre, plan Ukrayna kuvvetlerinin şu anda kısmen kontrol ettiği Donetsk bölgesinden tamamen çekilmesini ve bölgenin askerden arındırılmış statüde kalmasını öngörüyor. Ayrıca Donetsk’in resmi olarak Rusya'nın parçası sayılması gerektiği iddia edilen plan maddelerinde yer alıyor.
Plan aynı zamanda Ukrayna silahlı kuvvetlerinin 900.000'den 600.000 personele düşürülmesini ve NATO üyeliği arayışının anayasada yasaklanmasını talep ediyor. Bu adımların, Rusya'nın gelecekteki olası saldırılarını caydıracak bir güvenlik dengesi oluşturmayı hedeflediği öne sürülüyor.
100 milyar dolarlık varlıkla yeniden inşa fonu önerisi
Haberde dikkat çeken bir diğer madde ise, dondurulmuş Rus varlıklarının kullanımıyla ilgili. 100 milyar dolarlık bir fonun, ABD liderliğinde Ukrayna'nın yeniden inşasında kullanılacağı belirtiliyor. Plana göre bu girişimden elde edilecek kazancın %50’si Washington’a aktarılacak.
Buna ek olarak, Rusya’nın G8 ülkeleri grubuna geri alınması ve ABD ile birlikte bir yatırım aracı kurulması önerileri de plan içerisinde yer alıyor. Bu adımlar, uluslararası alanda Moskova'nın yeniden entegrasyonuna zemin hazırlamayı amaçlıyor.
ABD'nin hedefi: Anlaşma Aralık başında tamamlanmalı
Ukraynalı kaynaklara dayandırılan bilgiye göre, Washington yönetimi Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy’nin anlaşmayı Şükran Günü'nden önce imzalamasını bekliyor. ABD’nin planı, bu ay sonuna kadar Moskova’ya sunulacak barış anlaşmasıyla birlikte Aralık ayı başında sürecin tamamlanmasını sağlamak.
ABD Başkanı Donald Trump döneminde hazırlandığı ifade edilen plan, Kiev yönetiminin güvenlik garantileri olmaksızın Moskova'ya stratejik tavizler vermeye zorlanabileceği yönündeki endişeleri de beraberinde getiriyor. Uzmanlar, Trump yönetiminin yaklaşımının Kiev’in gelecekteki güvenlik mimarisi açısından kritik sonuçlar doğurabileceğini değerlendiriyor.
Güvenlik garantileri belirsiz, tartışmalar büyüyor
Planın içerdiği güvenlik maddelerinin yetersiz olduğu görüşü, Batılı müttefikler arasında tartışma yaratıyor. Özellikle gelecekteki saldırıların caydırılması amacıyla somut garantilerin sunulmaması, Kiev’in bu önerileri kabul etmesini zorlaştırıyor. Ayrıca NATO üyeliği hedefinden vazgeçilmesi, Ukrayna'nın uzun vadeli güvenlik şemsiyesi altında kalamaması anlamına gelebilir.
Diğer yandan planın sızdırılması, Washington ile Kiev arasında oluşabilecek diplomatik baskının da bir göstergesi olarak görülüyor. Financial Times, görüşmelere yakın kaynaklara dayandırdığı haberinde, “Ukrayna tarafının planı kamuoyuna açıklamaması için baskı gördüğünü” de öne sürdü.
Rusya’nın G8’e dönüşü: Sembol mü, stratejik kazanç mı?
Plana göre Rusya’nın G8’e dönüşü, yalnızca bir sembolik adım değil, aynı zamanda ekonomik ve diplomatik entegrasyon açısından önemli bir kırılma noktası olabilir. Rusya, 2014 yılında Kırım’ın ilhakı sonrası G8’den çıkarılmıştı. Bu bağlamda, önerilen dönüş süreci yalnızca barış anlaşmasının bir parçası değil; aynı zamanda Moskova’nın Batı ile ilişkilerinde stratejik bir yeniden yakınlaşmayı da ifade ediyor.
Ancak bu önerinin kabul görüp görmeyeceği, başta Avrupa Birliği olmak üzere diğer Batılı aktörlerin yaklaşımına da bağlı. G8’in geri dönüşü, Rusya’ya ekonomik yaptırımların hafifletilmesini ve diplomatik izolasyonun kaldırılmasını beraberinde getirebilir.
Kiev’den resmi yanıt yok, ancak muhalefet artıyor
Ukrayna hükümeti, söz konusu plan hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadı. Ancak Ukrayna parlamentosundan ve kamuoyundan gelen ilk tepkiler, özellikle toprak tavizleri ve NATO’dan vazgeçme önerilerine karşı olumsuz yönde.
Ukraynalı üst düzey bir savunma yetkilisi, FT’ye verdiği demeçte, “Ukrayna halkı, ülkesinin bağımsızlığına ve egemenliğine yönelik hiçbir tavizi kabul etmeyecektir” ifadelerini kullandı. Kiev yönetiminin önceliği, uluslararası güvenlik garantileri ve toprak bütünlüğünün korunması olarak öne çıkıyor.
Planın ekonomik boyutu: Varlık fonu ve Batı sermayesi
Dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna'nın yeniden inşası için kullanılması önerisi, Batı’da da daha önce tartışmaya açılmıştı. Ancak bu fonların nasıl yönetileceği, hangi ülkelere ne oranda ekonomik çıkar sağlanacağı, uluslararası hukuk ve yaptırım rejimleri açısından ciddi soru işaretleri barındırıyor.
Washington’un bu varlıklardan %50 kâr talep etmesi ise tartışma yaratan diğer bir madde. Eleştirmenler, bu tür bir düzenlemenin insani yardım değil, siyasi ve ekonomik nüfuz paylaşımı anlamına gelebileceğini savunuyor. Bu bağlamda Ukrayna’nın yeniden inşası, jeopolitik pazarlıkların yeni zeminlerinden biri haline geliyor.
Sonuç: Plan tartışmalı, süreç belirsiz
ABD'nin Ukrayna için hazırladığı öne sürülen 28 maddelik barış planı, hem siyasi hem askeri hem de ekonomik yönleriyle kapsamlı ancak tartışmalı unsurlar içeriyor. Planın kabul edilmesi halinde Ukrayna'nın egemenlik hakları, askeri kapasitesi ve uluslararası ittifak yapısı köklü biçimde değişebilir.
Öte yandan plan, Rusya’nın Batı ile entegrasyonunun yeniden başlaması, G8’e dönüş ve dondurulmuş varlıkların kullanımı gibi birçok stratejik başlığı da beraberinde getiriyor. Sürecin nasıl ilerleyeceği, önümüzdeki haftalarda Washington, Kiev ve Moskova arasında yürütülecek görüşmelere bağlı olacak.