Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından UBS, artan jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle altın fiyatlarının ons başına 4.700 dolara kadar yükselebileceğini öngörüyor. Bankanın strateji ekibi, son dönemde yaşanan fiyat gerilemesinin altın piyasasında yükseliş trendinin kısa süreli bir düzeltmesi olduğunu ve önümüzdeki dönemde yükselişin devam edeceğini savunuyor. UBS’nin bu tahmini, piyasalarda artan siyasi gerilimler, ABD’de hükümetin kapanma riski, küresel borç seviyelerinin yükselmesi ve merkez bankalarının rezervlerini artırmaya devam etmesi gibi çeşitli dinamiklere dayanıyor.
UBS: Altındaki düşüş geçici, yükseliş eğilimi korunuyor
Ulrike Hoffmann-Burchardi liderliğindeki UBS strateji ekibi tarafından yayımlanan raporda, altın fiyatlarındaki son gerilemenin yatırımcıları yanıltmaması gerektiği belirtiliyor. Raporda, “ABD tarihinin en uzun hükümet kapanmasının potansiyel sona ermesi kısa vadede risk iştahını desteklese bile, altın fiyatlarının daha da tırmanabileceğini düşünüyoruz” denildi. Stratejistler, Senato’nun harcama yasa tasarısını geçirmekte gecikmesinin ve Kongre'nin uzun vadeli bütçe konusunda anlaşma sağlayamamasının, piyasalar için ciddi bir belirsizlik kaynağı olmaya devam ettiğini vurguladı. Bu senaryoda, yatırımcıların güvenli liman arayışının daha da artabileceği, bunun da altın fiyatlarını destekleyici yönde etki yapacağı ifade edildi.
ABD yargısından çıkacak kararlar altına yön veriyor
UBS ayrıca, ABD Yüksek Mahkemesi’nin Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) kapsamındaki tarifelerin yasallığına ilişkin beklenen kararının da altın için bir destek unsuru olabileceğini kaydetti. Bu yasa çerçevesinde uygulanan gümrük vergilerinin yasal statüsüne ilişkin belirsizlik, ticaret politikalarının seyri açısından kritik öneme sahip. UBS, bu belirsizliğin piyasaları temkinli hale getirdiğini ve yatırımcıların daha güvenli varlıklara yönelmesine yol açtığını ifade etti.
Küresel borç artışı ve dolar riski altını öne çıkarıyor
UBS raporunda, küresel çapta artan devlet borçlarının da altına olan ilgiyi artırdığına dikkat çekildi. Bankaya göre, yüksek borç seviyeleri, mali sürdürülebilirlik konusundaki endişeleri artırırken, aynı zamanda rezerv para birimlerine olan güveni de sarsabiliyor. Raporda, “Gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde borç oranları tarihi zirvelere yaklaşmış durumda. Para birimlerinin değer kaybı ve enflasyonist baskılar yatırımcıların varlık çeşitlendirmesi ihtiyacını artırıyor. Altın bu noktada güçlü bir koruma aracı olarak öne çıkıyor” denildi. UBS’ye göre, merkez bankalarının para arzını genişleten politikaları ve negatif reel faiz ortamı, fiziki ve dijital altına olan talebi daha da artırabilir.
Merkez bankaları altın alımlarını artırıyor
UBS raporu, merkez bankası rezervleri açısından da altının önemine vurgu yapıyor. Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) en son yayımladığı verilere göre, 2023 yılının üçüncü çeyreğinde altına olan toplam talep, yeni bir rekor kırarak 2011 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Bu talebin önemli bir bölümü, başta Çin, Hindistan, Türkiye ve Orta Doğu ülkeleri olmak üzere gelişmekte olan piyasalardaki merkez bankalarından geldi. Jeopolitik belirsizlikler ve rezerv çeşitlendirme eğilimi, bu ülkeleri dolardan çıkıp altına yönelmeye zorluyor. UBS stratejistleri, “Altın bu yıl ve gelecek yıl merkez bankası rezervlerinin yapılandırılmasında yeniden ön plana çıkacak. Bu da fiyatları yukarı yönlü destekleyecek,” değerlendirmesinde bulundu.
2024 ve 2025'te güçlü talep bekleniyor
UBS, 2024 ve 2025 yıllarında altına olan yatırımcı ilgisinin devam edeceğini ve talebin 2011 yılından bu yana en güçlü seviyeye ulaşacağını öngörüyor. Bu beklenti, hem özel yatırımcıların ETF (borsa yatırım fonları) aracılığıyla altın pozisyonlarını artırmalarına hem de fiziksel altın talebinin yükselmesine dayanıyor. Yatırım fonları, enflasyona karşı koruma aracı olarak gördükleri altına olan ilgilerini artırıyor. Aynı zamanda, bireysel yatırımcılar da portföy çeşitlendirmesi için altın ve gümüş gibi değerli metalleri portföylerine dahil etmeye başladı.
Doların zayıflaması altını destekliyor
Güvenli limanlara olan talebin artmasında doların son dönemdeki zayıflama eğilimi de etkili oluyor. UBS raporunda, ABD para biriminin değer kaybetmesinin, emtia fiyatları üzerinde genel olarak olumlu bir etki yarattığı belirtildi. “Dolar zayıfladıkça altın gibi dolar cinsinden işlem gören varlıklar daha cazip hale geliyor. Bu da özellikle gelişmekte olan piyasa yatırımcılarının altına olan ilgisini artırıyor,” ifadelerine yer verildi. UBS analistlerine göre, eğer ABD Merkez Bankası (Fed) 2024’te faiz indirimlerine başlarsa bu durum altın fiyatları üzerinde çok daha güçlü bir yukarı yönlü baskı yaratabilir.
Enerji ve enflasyon endişeleri talebi artırıyor
UBS ayrıca, enerji fiyatlarındaki oynaklığın ve devam eden enflasyonist baskıların da altını cazip hale getirdiğini belirtiyor. Özellikle Brent petrol ve doğal gaz fiyatlarında son dönemde yaşanan artışlar, maliyet baskılarını artırarak enflasyonun beklentilerin üzerinde seyretmesine yol açtı. Enflasyondan korunmak isteyen yatırımcılar, geleneksel olarak altın ve diğer değerli metallere yöneliyor. Bu durum, altının hem bireysel hem de kurumsal yatırımcılar nezdinde değerini korumasına yardımcı oluyor.
Jeopolitik riskler altını öne çıkarıyor
Ortadoğu’da devam eden jeopolitik gerilimler, Ukrayna’daki savaş ve Asya-Pasifik bölgesindeki stratejik gerilimler de küresel piyasalarda belirsizliği artıran diğer unsurlar. UBS raporu, bu gelişmelerin yatırımcıların güvenli limanlara yönelmesini hızlandırdığını ve bunun da altın fiyatlarına pozitif yansıdığını belirtiyor. Jeopolitik krizlerin süresi ve derinliği arttıkça, bu durum altın fiyatlarının orta ve uzun vadeli trendini belirlemede etkili olabilir.
Sonuç: 4.700 dolar seviyesi teknik olarak mümkün
UBS stratejistleri, teknik analiz açısından altının önümüzdeki dönemde 4.000 dolar eşiğini kırarak 4.700 dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor. Raporda, “Küresel borç artışı, mali belirsizlikler, merkez bankası alımları ve jeopolitik riskler birleştiğinde altın için güçlü bir yukarı yönlü senaryo oluşuyor,” değerlendirmesi yer aldı. Yatırımcılar için bu dönemde dikkat edilmesi gereken unsurlar arasında Fed’in faiz politikası, doların yönü, merkez bankalarının rezerv stratejileri ve siyasi gelişmeler ön plana çıkıyor. Uzmanlara göre, bu kadar çok riskin aynı anda fiyatlandığı bir dönemde **güvenli liman varlıkları**, portföylerde önemli bir koruma unsuru olmaya devam edecek.